Read Time:4 Minute, 33 Second


Küresel güç merkezleri arasındaki hegemonya mücadelesi şiddetleniyor. Egemenlik, paylaşım ve nüfuz savaşı kızışırken selefi Trump’ın aksine transatlantik ilişkileri yeniden canlandıracağını açıklayan Biden, savaş örgütü NATO’yu cepheye sürmeye hazırlanıyor. Yeni yönetim Türkiye ve AB’yi de Rusya ve Çin meselelerinde kendisinden yana bir tercihe zorluyor

Derviş CEMAL Birgün

Kapitalist emperyalist sistemin krizi derinleşirken hegemonya, güç, nüfuz mücadelesi şiddetleniyor. ABD liderliğindeki İngiltere, Japonya ve AB’den oluşan ‘kolektif emperyalizm’ ile Rusya ve Çin arasında süregiden bilek güreşi ekonomik, politik, askeri her alanda kendisini hissettiriyor. Salı günkü Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Dışişleri Bakanları buluşmasının ardından dün sona eren iki günlük Avrupa Birliği (AB) liderler zirvesi bu kapışmaya bir kez daha sahne oldu.

Hegemonyası gerileyen ABD emperyalizmi Rusya ve Çin’e karşı transatlantik ittifakı yeniden devreye sokmaya çalışırken savaş örgütü NATO’nun da aktif şekilde cepheye sürülmesi gündemde. Brüksel’deki NATO Zirvesi’nde ittifakın ABD’nin küresel çıkarları doğrultusunda sahaya sürülmesi kararı çıkarken selefi Donald Trump’ın aksine NATO’ya yeni misyonlar biçen Joe Biden yönetimi NATO’yu canlandırarark sahaya süreceğini açıkça deklare etti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile toplantı düzenleyen Blinken, “ABD, ittifakı yeniden canlandırmak istiyor. Hiçbir ülke mevcut sınamalarla tek başına mücadele edemez. Transatlantik ittifak, geride bıraktığı iç bölünmeler döneminden daha güçlenerek çıkabilir. NATO’nun Çin’e ve yol açtığı meydan okumalara odaklanmasını garantiye almalıyız. Rusya konusunda keskin ve netiz” sözleriyle açık hedefleri gösterdi.

GERİLEYEN HEGEMONYA

Değişen dengeler, küresel güç mücadelesinin ana ve başat aktörlerini yeni konumlanışlara, pozisyon almalara ve stratejiler çizmeye itiyor. Amerikan hegemonyası geriliyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya kapitalizminin hegemon ülkesi haline gelen ABD hızla irtifa kaybediyor. O tarihlerde dünya ekonomisinin neredeyse yarısına hükmeden Washington bugün küresel üretimin ancak yüzde 18’ini gerçekleştirebiliyor. Gerileyen ekonomik güçle birlikte politik etki gücünde de ideolojik inandırıcılığında da ciddi bir aşınma gözleniyor. Bu nedenledir ki devasa bir askeri güce sahip olduğu için daha da saldırganlaşıyor. Giderek daha fazla şiddet, güç ve baskıya başvuruyor.

NATO CEPHEYE SÜRÜLÜYOR

Blinken’in işaret belirttiği transatlantik ittifakındaki bölünme Trump’la birlikte derinleşmişti. Trump, “işlevsiz” dediği NATO’dan ABD’yi çekmekle tehdit ederken üye ülkelerin ittifaka daha fazla maddi yardım yapması gerektiğini kaydetmişti. Avrupa Birliği ile ticaret savaşını başlatan Trump, özellikle Almanya’yı Rus gazı nedeniyle yaptırımlara maruz bırakmıştı. Biden yönetimi Blinken’in işaret ettiği transatlantik ilişkileri yeniden rayına oturtmaya çalışırken Avrupa Birliği’ni özellikle Rusya konusunda yanına çekmeyi planlıyor.

Biden’ın göreve gelmesinin ardından NATO’nun daha aktif şekilde sahaya sürülmesinin ilk örneği 18 Şubat’ta görülmüştü. Üye ülkelerin Savunma Bakanları toplantısında NATO’nun Irak başta olmak üzere Irak’taki faaliyetlerini genişletme planı onaylanmıştı.

Blinken ve Biden’ın Almanya’ya yönelik Kuzey Akımı-2 boru hattı ile ilgili tehditler savurması Rusya konusundaki ABD yönetiminin gözünü kararttığının göstergesi. Projenin iptalini isteyen Beyaz Saray yönetimi, Çin konusunda da Avrupa Birliği’nin bir bütün olarak yanına çekmek istiyor.

TRANSATLANTİK ÇATLAK

Biden ABD’si uluslararası örgütlere özellikle de NATO’ya oldukça önem veriyor. Bu bağlamda dünyanın her yerindeki müttefikleriyle ilişkileri tekrar normale döndürmek için büyük bir çaba sarfetmeye başlayan Washington, bu bağlamda, Dışişleri ve Savunma Bakanlarını hemen Asya seferine çıkarmıştı. Transatlantik anlaşmaları iptal eden ‘Önce Amerika’ diyerek korumacı bir ekonomik politika hayata geçiren Trump, “ticaret savaşları”nın da fitilini ateşlerken bütün ittifaklarda derin krizlere neden olmuştu. Biden şimdi yeni güç tahkimiyle bu ilişkileri canlandırma niyetinde.

Transatlantik İttifak’ta Rusya ve Çin konusunda görüş ayrılıkları söz konusu. AB’nin lokomotif gücü Almanya ve Fransa, Rusya’nın kuşatılması ve Çin’e yönelik stratejinin Avrupa’nın çıkarına olmadığını, ABD’ye bu derece bir bağlılığın kendi ülke çıkarlarına aykırı olduğu görüşünde. Özellikle Angela Merkel yönetimi ve Alman sermayesinin büyük bir kesimi ABD çıkarlarının kendi çıkarlarına öncelenmesine karşı uzun bir süredir itirazlarını dile getiriyor. Ancak gerek Almanya gerekse de Avrupa genelindeki güçlü transatlantik damar bu itirazları perdeliyor.

BIDEN’DAN İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISI

ABD Başkanı Joe Biden da Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin liderleri ile yaptığı görüşmede, ABD-AB ilişkilerinin yeniden canlandırılması mesajı verdi. Biden “Çin ve Rusya da dış politika çıkarları konusunda birlikte çalışmak istediğini dile getirdi” dedi. AB üyesi 27 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı toplantıya çevrimiçi bağlanan Biden, güçlü bir AB’nin, ABD’nin çıkarlarına olduğunun altını çizdi. Görüşmeyle ilgili Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Başkan Biden, ayrıca Türkiye, Güney Kafkasya, Doğu Avrupa ve Batı Balkanlar konusunda da AB ile ABD’nin temasının sürmesi gerektiğini vurguladı” ifadelerine yer verildi.

TÜRKİYE’Yİ NATO’YA DEMİR ATMIŞ HALDE TUTMAK

Tırmanan küresel güç mücadelesi, transatlantik gelişmeler ve Biden Amerikası’nın Rusya-Çin stratejisi Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Bir NATO üyesi olarak Rusya ile de yakın işbirliğinde bulunan ve askeri teknolojisinin bir kısmını bu ülkeden temin etmeye başlayan Türkiye için güç merkezleri arasında sörf yapma döneminin de sonuna geliniyor. Ankara-Washington arasındaki ilişkiler zikzaklı bir trafik izlerken göreve geldiği 20 Ocak’tan bu yana Erdoğan’ı aramayan Biden, Ankara’nın Moskova ile yakınlığından oldukça rahatsız. Son dönemlerde peş peşe gelen S-400 açıklamalarıyla bu rahatsızlık açıkça beyan edildi.

ABD’nin ve İttifak’ın Türkiye ile ilişkilerine de değinen Blinken’in “Ankara ile görüş ayrılıklarımızın olduğu bir sır değil. Ancak Türkiye’yi ittifaka demir atmış halde tutmakta ABD ve NATO’nun güçlü çıkarı var. NATO’da kalmak, uzun süreli ve değerli bir müttefik olan Türkiye’nin de çıkarına” sözleri Ankara’ya olan bakışı özetler nitelikte.

Ankara ile gerilimli ilişkinin de masaya yatırıldığı AB Zirvesi’nde bir taraftan Erdoğan yönetimine ağır eleştiriler yapılırken diğer yandan da diyaloğun sürdürülmesi istendi. Benzer havuç sopa taktiğine başvuran Merkel de “Türkiye, sadece NATO ortağı ve müttefik değil, AB’nin doğrudan komşusu ve AB’nin dış sınırında ikinci en kalabalık nüfusa sahip ülkesi olarak stratejik öneme sahiptir” ifadeleriyle Türkiye’ye çizilen rolü özetledi.



 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: