Güney Kürdistan’da olup bitenler/ Necmettin Salaz

Read Time:3 Minute, 4 Second

Güney Kürdistan’da olup bitenler/ Necmettin Salaz

Necmettin Salaz
Önceki Pazartesi günü AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın televizyonlarda kendi kitlesine seslenerek ‘Çarşamba günü size müjdeli haberler vereceğim’ demesinin üzerinden iki gün geçmişti ki, basın; Güney’de, Türkiye’nin kontrol ettiği sınırdan kırk kilometre içerideki Garê’ye hava destekli karadan girme girişimi başlatıldığını duyurdu.

Uzun süren bombardımanların ardından helikopterlerle taşınan epey sayıdaki askerin alana indirilmesiyle birlikte, bölgede şiddetli çatışmalar başladı. Edindiğimiz ilk bilgilere göre, ikisi rütbeli olmak üzere çok sayıda askerin öldürüldüğü, çok sayıdaki askerin ise yaralandığıydı.

Yakın zamanda çok Amerikan filmi izlediği anlaşılan devlet yetkililerinin, ‘her şeyin yağdan kıl çeker gibi hallolacağı, bölgede bulunan bazı PKK’lilerin hemen derdest edilip helikopterlere bindirileceği, yine bölgede bulunan ve uzun süredir PKK’nin elinde alıkonulan MİT, asker ve polislerden oluşan grubun da alınarak Türkiye’ye götürüleceği, bunun da ‘Büyük müjde’ olarak günlerce TV ve gazetelerden duyurulacağı ve ekonomik anlamda batmakta olan, hastalıktan kırılan halkı bir süre oyalayacağı, gündemi değiştireceği’ yönündeki hayalleri suya düştü.

İlk indirmedeki büyük zayiatın ardından, ikinci gün Hulusi Akar’ın Silopi’ye gelmesi işlerin iyiye gitmediğine dair bir veriydi. Nitekim hemen ardından PKK askerlerin bir kademe geri çekildiğini ve yeni indirmelere fırsat verilmediğini aktardı. On dört şubat günü ise “Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı” yaptığı açıklamayla saldırının püskürtüldüğü ve geri çekilmenin başladığı haberlerini duyurdu.

Ancak, “Karargah Komutanlığı’nın” verdiği bilgiler arasında oldukça enteresan ve dünya tarihinde örneğine az rastlanır bir bilgi daha vardı. Türk savaş uçakları yapılan bombardımanlar sırasında alıkonulanların bulunduğu yeri de bombalamış, savaş için, bilgi toplamak ve iş yaptırmak için bölgeye gönderdiği bu insanları da bile isteye öldürmüştü.

Bu haber duyulur duyulmaz da önceden hazırlanmış metin gazete ve TV’lere ulaştırılmış ve tüm yandaş medya ve kendine demokrat diyen bazı kanallar dahil olmak üzere hepsi bir ağızdan ‘PKK esirleri öldürdü’ demeye başladılar. Oysaki tüm dünya, o alıkonulanların uzun süredir PKK’nin elinde olduğunu, hiçbir kötü muameleyle karşılaşmadıklarını ve uluslararası hukuk kuralları neyi gerektiriyorsa onun yapıldığını biliyor. Yakaladığı anda öldürebileceği ama öldürmeyip yıllarca kendi ekmeğine ortak ettiği bu insanları şimdi niye öldürsün?

Geldiler, istediklerini yapamadılar, çareyi hava bombardımanlarında bulup kendi insanlarını da öldürdüler ve çekiliyorlar. Oysaki daha çatışmanın ikinci gününde ortaya çıkan, alıkonulardan ikisinin ailesi ‘Yapmayın, kesin şu bombardımanı, çocuklarımızı öldüreceksiniz’ diye bağırmadılar mı ülkenin orta yerinde?

Artık insanlar bunlara ve yalanlarına inanmıyor. Herkes iktidarın devamı için neler yapacaklarını çok çok iyi biliyor.

Peki, işin perde gerisinde hükümet yetkilileri bunları hesaplar ve çuvallarken bölge halkının ve KDP’nin tavrı ne oldu biraz da ona bakalım.

Operasyon sırasında KDP bağlantılı güçlerin çatışmalara katılmadığına dair açıklamalar yapıldı. Doğru bilgi. Ancak bir gerçek var ki KDP yetkilileri bunun olacağını çok önceden biliyordu. Zira aylar öncesinden alana devşirme Roj güçlerini yığmak, kamplar arasına set çekmek, alanlar arasındaki yardımlaşmayı, lojistik desteği engellemeye çalışmak, alanda onlarca yeni karakol ve kontrol noktası kurmak bunun en net göstergesi değil mi?

Bu çabalar Garê ve benzer alanların yanlızlaştırılması ve saldırılara katkı değil mi? Garê yeteri kadar güçlü olmasa ve işler amaçladıkları gibi gitseydi hem yurdun kırk kilometre derinlikteki yeni bir alanına girilmiş olacak hem de çok sayıdaki Kürt insanı yaşamını yitirecekti. Öyle bir durumda bu işin fatura ve sorumluluğu kime ait olacak ve halk günü geldiğinde bu işbirliğinin hesabını sormayacak mıydı?

Halk demişken oradan devam edelim. Bölge halkı birçok alanda sokaklara dökülerek saldırılara karşı gösteriler yaptı ve safını net biçimde ortaya koydu. ‘Kürt halkı boyun eğmez’ sloganları kapladı ortalığı birçok merkezde.

Sonuç olarak; birilerinin Garê macerası ve rüyası yurtseverlerin dik ve kararlı duruşuyla boşa çıkarıldı. Kısa bir süre sonra aynen Heftanin gibi gündemden düşecek, yönetenler, TV ve gazeteler kendilerine ve kitlelerine yeni hayal mahsulü şeyler yaratacaklar. Artık yerli ve milli araba mı yeniden ısıtılır, Ay mı olur, Merih mi olur hep birlikte göreceğiz…

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: