​​​​​​​Şam ve Ankara Dêrazor’da mezhepsel çatışmayı körüklüyor ŞAKIR FIRAT

Read Time:6 Minute, 57 Second

Özel savaş yürüten Şam ve Ankara hükümetleri Dêrazor’da Özerk Yönetim’i yok etmek için etnik ve mezhepsel bir çatışma çıkarmaya çalışıyor. Suriye hükümeti ve Türk devletinin güvenlik kurumları tarafından oluşturulan özel savaş odalarında hazırlanan propagandalar internet ortamında, televizyon kanallarında ve sosyal medya mecralarında yayılıyor. 24 saat aralıksız olarak çalışan bu ekiplerin hedefinde olan Dêrazor’da toplumsal dezenformasyon yapılmaya çalışılıyor.

Suriye’nin doğusunda bulunan Dêrazor, Fırat tarafından iki parçaya bölünüyor. Fırat suyunun sol tarafı Suriye çöllerine açılırken sağ taraf ise Cizre bölgesi çöllerine açılıyor. Coğrafik olarak son derece stratejik bir konumda olan Dêrazor’un Irak’a sınırı bulunması nedeniyle Şii hattı oluşturmak isteyen İran’ın hedefinde bulunuyor.

Ekonomik kaynakları nedeniyle birçok ülkenin dikkatini üzerine çeken Dêrazor’da zengin petrol ve doğalgaz yatakları bulunuyor. Suriye devriminin başlamasının ardından ortaya çıkan DAİŞ’in Dêrazor’u işgal etmesiyle birlikte çok sayıda petrol kaynağı Suriye hükümetinin kontrolünden çıkarak DAİŞ’in kontrolüne geçti.
DAİŞ’in bölgenin ekonomik yapısına verdiği zararı herkes biliyor. Halklara yönelik yaptığı katliamlarla dünyanın en tehlikeli çete grubu olduğunu gösterdi. DAİŞ’e karşı en etkili mücadeleyi QSD verdi. DAİŞ’i Fırat’ın doğusunda sahadan silen QSD, bu mücadelede on binlerce şehit verdi.
DAİŞ’ten özgürleştirilen Fırat’ın sağ tarafı Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından yönetiliyor. Coğrafik konumu, Irak’a sınırının olması, zengin petrol yataklarına ve doğalgaz kaynaklarına sahip olan Dêrazor, birçok devletin hedefinde bulunuyor.

Dêrazor’da Arap aşiretler 300 yıldan uzun süredir yaşıyor. Toprağına, kültürüne ve folkloruna son derece bağlı olan Arap aşiretler arasında fitne çıkarmaya çalışan iç ve dış ajandalar, mezhepsel ve etnik bir çatışma çıkarmaya çalışıyor. QSD’nin Dêrazor’u DAİŞ’ten özgürleştirmesinin ardından Özerk Yönetim, Dêrazor halklarına hizmet etmeye başladı. Özerk Yönetim projesinden korkan dış ajandalar, Dêrazor’da özel savaş yürütmeye başladı. Halklar arasındaki birlikte yaşama modelini hedef alan özel savaşı yürütenler, ilk olarak bölgedeki aşiretler arasında fitne çıkarmaya başladı.

43 yıl süren baas diktatörlüğü Dêrazor halkının huzur ve güven ortamını bozan etkenlerden biriydi. Bugün de Şam hükümeti ABD projesi olduğunu iddia ettiği Özerk Yönetim projesinden Dêrazor halklarını kurtaracağını ileri sürüyor. Devlet Başkanı Beşar Esad, bölgedeki aşiretleri Özerk Yönetim’e karşı çıkması için teşvik ediyor.
Dêrazor halkı bu tür açıklamaların amacını iyi biliyor. Şam hükümetinin bölgelerine geri dönmesinin onların çıkarına olmayacağını da biliyor. Şam hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerin milisler tarafından yönetildiğini görüyorlar. Hükümetin her yerde varlığı sadece ismiyle duruyor. İranlı milisler etnik ve mezhepsel bir çatışmayı körüklüyor. Şam hükümetinin projelerinin bölgedeki aşiretleri hedef aldığını gören halk, Özerk Yönetim’e biraz daha sahip çıkmaya başladı.
Öldürülen aşiret liderlerinden olan İbrahim El Xelîl El Cidan El Hefil, Mitşir El Hefil ve Silêman El Kesar Özerk Yönetim’i bölgede kabul eden ilk kişilerdendi. Bu liderlerin bölgedeki örgütlenmede büyük rolü bulunuyordu.

Dêrazor’da çok sayıda aşiret lideri katledildiğinde Türk devleti ve Şam hükümeti tek bir ağızdan bu durum için QSD’yi suçlamaya başladı. Hem Şam hükümeti ve hem de Türk devleti, Özerk Yönetim’e baş kaldıracak olanların yanında olacağını açıkladı.

Kuzey ve Doğu Suriye’yi özgürleştirmek için on binlerce şehit veren QSD’nin bölge halkının düşmanı olmak için böyle bir hamle yapmasının ihtimali yoktu. Bu suikastlar sadece İran, Türk devleti ve Şam hükümetinin işine geliyordu. Onların değirmenine su taşıyan bu olaylar üzerinden halk, QSD’ye karşı kışkırtılmak istendi.
Dêrazor, Şam hükümetinin kontrolündeyken hizmet anlamında hiçbir şey yapılmadığını herkes biliyor. Şam hükümetinin ardından kenti ele geçiren DAİŞ çetelerinin yönetimi sırasında da kimsenin can ve mal güvenliği bulunmadığı gibi hizmet anlamında da hiçbir şey yapılmadı. DAİŞ’ten özgürleştirildikten sonra kurulan Özerk Yönetim ile birlikte Dêrazor’da büyük hizmetler yapıldı. Bölgede huzur ve güven yeniden tesis edildi. İstikrarın oluşması için çalışmalar devam ediyor.
Bölgede bulunan az sayıda kişi DAİŞ, Şam hükümeti, İran veya Türk devletine bağlı olarak hareket ediyor. Bu da Dêrazor’un huzur ve güven ortamını tehlikeye atıyor. Bu kişiler üzerinden Dêrazor’da fitne yayılmaya çalışılıyor. Sosyal medyada yayılan temelsiz montaj görüntüler üzerinden QSD ve Özerk Yönetim karalanıyor. Kürt ve Arap halklarının birlikte yaşama projesini ortadan kaldırmak için kara propaganda bütün sosyal mecralarda yürütülmeye devam ediyor.

Dış güçlerin ajandaları olan bu hücreler tarafından hazırlanan ve Youtube’da paylaşılan bir videoda QSD kıyafetleri giymiş birkaç kişi sivillere kötü davranıyor. Videoda bu kişilerin omuzlarında PKK bayrağı yer aldığı da gösteriliyor. Videoda özellikle Araplara yönelik kötü muamele yapıldığına dikkat çekiliyor. Kısa süre içerisinde bu videonun amacı ortaya çıktı. Fitne amaçlı hazırlanan bu görüntüde yer alan sivillerin Dêrazorlu olmadıkları ortaya çıktı. Burada bazı sorular da ortaya çıkıyor tabi ki. Bu görüntüde sivillere saldıran kişiler kimdi? İsimleri nedir? Neden kimse bunu açıkça sorgulamadı?

Özerk Yönetim her mecrada kadının özgürleştirilmesine yönelik politikalar izliyor. Kadın haklarının güvence altına alınması için her türlü tedbiri alıyor. Eşine şiddet uygulayan erkeğe ceza veriyor. Kadın haklarına bu denli hassas yaklaşan bir yönetimin görüntüde iddia edildiği gibi bir durumu yapması söz konusu bile olamaz. Türk devletinin ajanları tarafından hazırlanan videoda kadınlara şiddet uygulayanlar da Türk devletinin ajanlarıdır. Bu yolla bölgedeki aşiretleri tahrik etmeye çalıştılar.

Türk hükümeti, İran ve Şam tarafından bilinçli olarak yayılan bu görüntülerin amacı halkın Özerk Yönetim’e olan inancını kırmak ve bu bölgelere Şam hükümetinin yeniden hükmetmesini sağlamaktır.
Ancak bölge halkı bunu kabul etmiyor. Türk devletinin bölgeye gelip çeteleştireceği gençleri Azerbaycan’a ya da Libya göndermesini istemediği gibi Şam hükümetinin veya İranlı milislerin de bölgelerine girmesini istemiyor.
Türk devleti ve çeteleri işgal ettiği Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’de vahşi suçlar işliyor. İşgal ettiği yerlerin demografik yapısını değiştiriyor. Toplumu ahlaken çökertiyor. Gençleri özel savaş yöntemleriyle ajanlaştırıyor. Türk devletinin tek amacı kendi çıkarlarını gerçekleştirmektir. Halklara vadettiği başka bir şeyi yoktur.

Toplumun tüm dinamiklerini hedef alarak toplumu bir bütünen çökertmeye çalışıyorlar. Toplumda yer alan bileşenleri birbirine düşürerek toplumu zayıflatmak ve kendi hükümdarlıklarını daha kolay kabul ettirmek istiyorlar. Buna karşı olan Özerk Yönetim’den bu nedenle çok nefret ediyorlar. Bu yüzden saldırıyorlar.

Bölgede yaşayan halk sonu gelmeyen savaşlardan bıkmış durumda. Onların tek isteği huzur ve güven içerisinde yaşamaktır. Katliam, suikast, göç ve savaş istemiyorlar. Binlerce kişinin kurban olduğu savaşları yeniden yaşamak istemiyorlar. Şam hükümetinin Dêrazor’a hükmettiği dönemde bölge halkının tek rüyası yurt dışına gitmekti. Çünkü Suriye’de kendilerine bir gelecek tasavvur edemiyorlardı. Üniversite bitiren gençler inşaatlarda işçi olarak çalışmak zorunda kalıyordu. İstihdam ve iş imkanları çok kısıtlıydı.

Bugün de Şam hükümeti farklı yollarla gençlerle oyun oynamaya çalışıyor. Ahlaksızlıkta sınır tanımayarak Arap aşiretleri arasında uyuşturucu kullanımını yaymaya çalışıyor. Bunu İranlı milisler üzerinden yapıyor. Bunu yapmalarının amacı gençleri QSD ve Özerk Yönetim felsefesinden uzak tutmaktır. Toplumun öncüsü olan gençleri ajanlaştırarak, bölgeyi ele geçirmek için kullanmaya çalışıyor.

Dêrazor- Meyadîn halkının , Baas iktidarı zamanındaki tutumuna değinmekte fayda var. Dêrazor’daki dükkanlara alkollü içecekler getirildiğinde, halk başkaldırdı, dükkanı yıktı, mühürlü ruhsatı yırttı. Kendi kültür ve ahlakına aykırı tutumları reddetti. Fakat bugün halkın gözleri önünde uyuşturucu madde ticareti yapılıyor. Çocuklarının Şam hükümeti ve Türk devletinin suçlarına alet olması karşısında sessiz kalıyorlar.

Dêrazor bölgesine dönük özel savaş sadece bunlarla da sınırlı değildir. İhtiyaçları karşılanmadı, hizmet verilmedi. Şam hükümeti ve işgalci Türk devleti, Özerk Yönetimin içerisine ajanlarını yerleştirerek, Özerk Yönetimin prestijini zedelemek, Özerk Yönetimi parçalamak ve sistemini bozmak için her türlü faaliyetlere baş vuruyor. Bölgeye hizmet etmek için geliştirilen proje paralarını çalmak, mazot, gaz ve benzinden halkınpayını çalarak Şam hükümetine satmak kullandıkları yöntemlerdi.

Kuşkusuz, sokaklara çıkarak hakları için gösteriler düzenlemek meşru bir yöntemdir. Fakat göstericiler arasında bulunan bazı Şam hükümeti ve Türk devleti ajanları, Özerk Yönetim ile bölge halkı arasında çelişki yaratmaya çalışıyorlar.            

İşgalci Türk devleti ajanları yol üzerinde ellerinde kameralarla QSD ve Özerk Yönetim araçlarını çekerek sosyal medyada yayınlıyorlar. ‘QSD vatandaşları gözaltına alıyor, haber paylaşmalarına izin vermiyor’ kara propagandası yaparak açığa çıkan yalanlarını örtbas etmeye, QSD ve Özer Yönetimi kötü göstermeye çalışıyorlar.

QSD’nin bölge güvenliğini tehdit eden, saldırılar düzenleyen hücre evlerine baskın düzenlediğini herkes biliyor. Eğer Şam hükümeti ve Türk devletine bağlı hücreler o evlerde saklansa güvenlik güçleri de elbette baskın düzenleyecektir. Fotoğraflar çekenler de aynı hücrelere bilgi sağlayan, bu bilgileri para karşılığında düşmana satan kişilerdi.

Dêrazor toplumunda en hassas konu kadın konusudur. Bundandır ki özel savaş da en çok kadınları hedef alıyor.Kadınların Özerk Yönetim kurumlarında çalışmalarını önlemek için reklamı kullanıyor. Kadınların Özerk yönetime katılmasının aşiret yapısını bozduğu söylentilerini yayıyor. Halbûkî böyle bir şey yoktur. Aksine Özerk Yönetim, halklar arasında adaletli bir sistemi ve kadın özgürlüğünü esas alarak çalışma yürütüyor.       
Sonuç olarak; DAİŞ zihniyeti ve toplum içerisindeki yansımaları kırılmalı, kadınların her türlü alanda örgütlenmesi ve katılımı, yönetime katılımı sağlanmalı. Kadına ve kadın çalışmalarına saygı duyulmalı. Dêrazor halkı, uğrunda canını veren şehitlerine ve onların anılarına sahip çıkmalı, Özerk Yönetime yardımcı olarak, gizli hücreleri tasfiye etmesinde destek sunmalıdır. Ancak böyle bölgede istikrar ve huzur sağlanır. Bölge toplumsal ve ekonomik açıdan canlanır.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: