YENİ GELIŞMELER BİZE NE ANLATIYOR Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Read Time:4 Minute, 46 Second

Donald Trump, 20 Ocak 2021 günü yapılan Başkanlık devir teslim törenine katılmayarak Beyaz Saray’ı terk etti. Joe Biden, yemin ederek koltuğu devraldı.

Biden’ın koltuğa oturmasıyla ABD politikası önemli oranda değişecektir. İlk önce içte ve dışta Trump döneminde bozulan dengelere yeni bir düzen getirilmeye çalışılacaktır. “Dost ve müttefik” tanımlamasına yeniden gidilecektir. Müttefiklerle ortak paydalar tespit edilecek ve birlikte yol alınmaya çalışılacaktır. Düşmanlar belirginleştirilerek yönelim önceliği tayın edilecektir. Trump döneminde kendilerini imtiyazlı sayan birçok devlet, yeni yönetimin hedefinde olacaktır. Türkiye büyük oranda bundan etkilenecektir. Kürdleri birinci derecede ilgilendirdiği için bu boyutu biraz irdelemek gerekiyor.

Bilindiği üzere Trump Türkiye’nin önünü açmıştı. Açıkça Türkiye’nin saldırganlığına destek sunuyordu. Türkiye’nin Kürdistan’ın üç parçasına, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Yunanistan, Ermenistan’a ilişkin saldırgan politikasına açık çek vermişti. Hem de İngiltere’nin desteğini arkalayarak. İngiltere-Türkiye arasındaki ilişki özelikle masaya yatırılması gereken bir konudur.

Bir dönem bitti gibi. Gibi diyoruz, zira Türkiye eskisi gibi bu kadar dış destek bulmayabilir. Gerçi İngiltere destek vermeye devam edecektir.

Her ne kadar The Yerusallem Post, “Türkiye’nin başka ülkeleri işgal için açık çek alması Trump’la birlikte sona erebilir“ dese de Türkiye’nin politikasına bakıldığında bu mümkün olmayabilir. Çünkü Türkiye agresif yayılmacı politikasından vazgeçmiş değildir.

ABD’de Başkanlık değişimiyle bir iklim değişikliği olacağı kesin. Yeni atamalara bakıldığında Türkiye’ye açık çek verecek kimse yönetimde olmayacak. Atamalara bakıldığında Türkiye karşıtı güçler olduğu görülüyor. Biden’in görevlendireceği kadrolara bakıldığında bu görülüyor.

ABD dışişleri Bakan adayı Blinken’ın Türkiye için “sözde müttefik“ demesi çok şey ifade ediyor. Bu, Türkiye’ye verilen güçlü bir mesajdır. Türkiye’nin, ABD’nin yeni yönetimi ile eski yönetim dönemindeki gibi serbestçe hareket edemeyeceği gibi, birçok engellerle de karşılaşacağı kesin görülüyor. Türkiye bu nedenle ABD yeni yönetiminin ayakları henüz yere basmadan Trump döneminde planladığı politikasına hayatiyet kazandırmak için harekete geçti.

Türk savaş kurmayı Bağdat ve Hewlêr ziyareti öncesi MİT Müşteşarı Hakan Fidan bir heyetle Şam’a gitti. Muhabarat yetkilileri ile görüşüldü. Rojava devrimini boğma konusunda anlaştılar. Bu gelişmeler üzerine Rojava’da ABD ve Rusya harekete geçti. Askeri güçlerini takviye ediyorlar. Türk savaş kurmayının ikinci uğrak yeri Bağdat ve Hewlêr oldu. İçeriğini tam olarak bilmediğimiz anlaşmalar yapıldığını verilen mesajlardan görüyoruz. PKK’yi kastederek “terörü bitireceğiz“ deyip duruyorlar.

Bilindiği üzere PKK ile Irak-PDK arasındaki kriz va kaos devam ediyor. Türk savaş kurmayının Bağdat ve Hewlêr ziyaretlerine bakıldığında çatışma olasalığının yüksek ihtimal olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü Türkiye boş durmuyor. Gerilayı tasfiye etmek, bunu başaramazsa etkisizleştirmeyi amaçlıyor. Bunu tek başına başaramayacağını bildiğinden ittifakçı güçlerin peşine düşmüş bulunuyor. Bu nedenle Türk savaş kurmayı bir kez daha Bağdat ve Hewlêr yollarına düştüler. Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay başkanı Yaşar Güler ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Bağdat ve Hewlêr’i ziyaret ettiler. Verdikleri mesajlara bakıldığında, izlenimlere göre, bahara doğru PKK’ye karşı ortak bir askeri operasyona gidileceği yönündedir.

Amaçları bu ama Biden’in ABD Başkanlık koltuğuna oturmasıyla bu ortamı bulabilecekler mi? Görünüşe bakılırsa bu mümkün. Her halükarda Türkiye boş durmayacaktır. Gerillaya karşı Ankara, Bağdat ve Hewler‘in ortak bir askeri operasyona gitmesi ortamı bulunmasa da Türkiye’nin yeni macaralara başvuracağı kesindir. Bu ne olabilir denilirse şayet, akla gelen en büyük ihtimal Kürdistan’ın kuzeyi Kürdlerine karşı soykırım dahil her uygulamaya gidebilecekleri ihtimalidir. Bildiğimiz kadarıyla Türk devleti konumuna bakılmaksızın tüm Kürdleri fişlemiştir. Bir soykırım hazırlığında olduklarıdır. Buna ne zaman başvurur onu bilmesek de böyle bir hazırlık içinde olduğunu biliyoruz.

Şu an toplumsal güçleri zindana atma sürecini işletiyor. Özelikle direnecek olan dinamikler rehin alınıyor. Kürd potansiyelin bünyesinde toplandığı HDP yönetimini etkisizleştirdiği gibi ya bölmeye çalışacak ya da kapatma yoluna gidilecektir. Böylelikle legal alanda HDP bünyesindeki Kürd millet potansiyelinin örgütlülüğünü sonlandırmaya çalışacaklar.

Biden’in Kürdistan sorunu konusunda henüz ne yapacağını bir bütün olarak bilmesek de Türkiye’nin Kürdistan’ın güneybatısını karşı tek başına veya cihatçı güçler ve Şam ile birlikte işgaline sıcak bakmayacaktır. Bunu herhalükarda engelleyecektir. Rojava’yı tüm bu güçlere karşı koruyacaktır. Fakat PKK’ye karşı olası bir operasyon halinde aynı korumayı yapmayacaktır. PYD/YPG ile uzun süreli bir işbirlikleri var. ABD mevcut yönetimi onları koruyacaktır. ABD kamuoyunun istemide budur. Fakat PKK’yi koruma zorunlulukları yoktur. Çünkü aralarında bir işbirlikleri yoktur.

Kuşkusuz ABD; Türkiye, Irak ve Irak-PDK’nin Qandil ve Şengal‘e karşı ortak bir operasyonunu istemeyecek, destek vermeyecek ama fiilen karşıda durmayacaktır. Çünkü bu operasyonu durdurmak için o güçlere karşı güneye ilişkin elinde kullanacağı güçlü kozları yoktur. Bu operasyonu durdurmak için Türkiye’ye karşı şimdiden bazı kozlarını kullanabilir. Çünkü Türkiye boyutunda ellerinde kullanacakları çok koz var. Bu kozlarla onu dizginlemeye, sınırlamaya çalışacaktır ama bunlar yeterli olmayabilir. Bu durumda bile ABD, Türkiye‘yi fiili olarak karşısına almayacaktır. Çünkü olası bir İran operasyonunda bu güçleri kullanma hesabı vardır. Türkiye, Irak ve Irak-PDK’nin ortak bir operasyonu koşullarında PKK kuşkusuz bitirilemez ama büyük darbe alır.

Irak-PDK veya Barzaniler çok kötü oynuyor. Geleceğini PKK ve PYD’nin tasfiyesi ve Türkiye’nin kazanmasında buluyorlar. Bu nedenle tüm yumurtalarını Türkiye sepetine koymuş durumdalar. Bu politika Kürdlere kaybetirirken Türkiye’ye büyük kazandırıyor. Bu, Irak-PDK veya Barzanilerin ilk yaptıkları ihanet değildir. Tarihleri boyunca bu ihaneti yapmışlardır. Her dört sömürgeci güce tetikçilik yapmıştır. Bugün yine bir ihanetin içindedirler. Gerillaya karşı Türklerin kılıcı olma görevini üslenmişlerdir.

Türk egemenlik sistemi sahipleri de süreci böyle okuyor. Bugünden sonra Kürdistan’ın güney ve güneybatısında eskisiden olduğu gibi at koşturma imkanını bulamazsa, bu durumda ağırlığı Kürdistan’ın kuzeyine verecektir. Soykırıma varan uygulamalara başvuracaktır.

Bu koşullarda uluslararası güçler neler mi yapar derseniz; ilk etapta olan-biteni görmemezlikten geleceklerini size söyleyebiliriz. Bu arada verilerini toplarlar ama ilk etapta fiilen müdahale etmezler. Ne zaman müdahale eder derseniz onun da yanıtı şu; büyük trajediler yaşandıktan sonra ancak devreye girerler. Ancak o zaman Türkiye’ye stop derler. Süreç içinde Türkiye ile Kürdistan arasında bir sınır çekerler. Kürdistan’da Türk uçaklarına uçuş yasağını getirirler. Tıpkı Irak’a yaptıkları gibi. O günden sonra Türkler ve Kürdler arasındaki sorun masaya yatırılır. Yeni bir ilişki biçimi devreye sokulur. Süreç buraya evrilmektedir.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
100 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: