KÜRD POLİTİKASI NE OLMALIDIR? Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Read Time:4 Minute, 41 Second

Hasan H. Yıldırım & Hüsein Erkan
Kürdistan sorunu, Orta Doğu’nun en temel ve çözümüde bir o kadar zor olan sorunudur. Orta Doğu’daki tüm dengeler Kürdistan’a dayatılan statü üzerine inşa edilmiştir. Öngörülen tüm politikalar Kürdistan sorununa endekslidir. Mevcut statü, ABD’nin son dönem politikalarını saymasak Kürdler dışında tüm ilgili çevrelerin çıkarlarına cevap veriyordu.

Bugün ABD ve müttefikleri dışında bölge gerici devletleri başta olmak üzere dünyadaki tüm güç odaklarının politikası mevcut statükonun devamından yanadır.

Bugüne dek KUKM’nin (Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi) daha ağır zorluklarla karşı karşıya bırakan en temel etken bu güçlerin ortak cephesiyle karşı karşıya oluşuydu. Burada KUKM’nin yenilgisi ve tasfiyesi üretildi. Bugün durum farklılaşmıştır. ABD başta olmak üzere birçok güç merkezi KUKM’ne karşı politika değişikliğine gitmiştir.

Bu nedenle KUKM, eskiden dünya’daki her hangi bir milli kurtuluş mücadelesi değildi. Kürdistan’da gelişen en ufak bir milli-demokratik gelişme tüm dünya çıkar çevrelerin ortak müdahalesine yol açmaktaydı. Kürdler, bu zor koşullarda bir çıkış yolu aramaktaydı. Fakat bir çıkış yolu bulamamaktaydı. Kürd milleti, bugün bu fırsatı yakalamıştır. ABD’nin GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) ile bu fırsatı Kürd milletine sunmuştur. Eger Kürd siyasal önderliği bu fırsatı yer ve zamanında değerlendireblirse bağımsızlığı, ülke ve millet birliğini sağlayabilir.

Mesele şudur. Soğuk savaş politikalarıyla Kürdistan sorunu çözülemez. 1920-1950-1990 tarihlerinde yaşamıyoruz. 21. Yüzyılda yaşıyoruz. SSCB yok. Ülkemizi egemenliğinde bulunduran ülkeler ABD’nin öncülük ettiği Batı sisteminin hedefindedir. Irak ve Suriye paramparça, İran ve Türkiye hedeftedir. Bu politika sonucu yeni ittifak ve güç dengeleri oluşmaktadır. ABD müttefikleriyle birlikte Orta Doğu’ya çeki düzen vermeye çalışmaktadır. Bunu yaparken eski sınırların ve statülerin değişeceğini ifade etmektedirler. Bunu yer yer ifade etmektedirler.

Buradan hareketle Kürd siyasal önderliği Kürdistan devrim stratejisini yeniden tanımlamak zorundadır. Kürdistan devrim stratejisini ülke ve millet baz alınarak oluşturmak zorundadır.

Bilindiği üzere Kürdistan, bölge devletleri ve emperyalistler tarafında Kürd millet iradesine karşın parçalandı ve paylaşıldı. Dört devletin sınırları içine alınarak sömürgeleştirildi. Daha ötesi Kürd/Kürdistan inkar edildi. Tarihte yok edilmesi gereken olarak bakıldı. Bu kader değildir. Dünyanın bu koşullarında bu durum devam edemez. Her halükarda Kürdistan sorunu çözülmek zorundadır. Uluslararası koşullar buna müsaittir. Geriye Kürd siyasal önderliğin sorunu ülke, millet ve iktidar perspektifiyle ele almasına bağlıdır. Kürd milletinin kendine geleceğe taşıyabilmesi ve tarihte hak ettiği yerini alması buna bağlıdır. Bunun köktenci çözüm biçimininde hedef olarak bağımsız devlet kurma olmalıdır. Geri “çözüm biçimleri” sorunu çözmekten öte çözümsüz bırakır.

Kürdistan devrimi, bu zemin üzerinde ifadelesini bulur. Kürd milletinin kendi bağımsız devletini kurması, parçalı millet ve ülke birliğinin sağlanması, toplumsal ilerlemenin önündeki kapitalizm öncesi tüm üretim ilişkilerin tasfiyesi ve Kürd toplumunun demokratikleştirilmesi hedef alınmalıdır.

Kürd siyasal hareketi, önüne hedef olarak Bağımsız Birleşik ve Demokratik Kürdistan Cumhuriyetini koymalıdır. Bunun dışında öngörülen tüm ”çözüm biçimleri“ tarihsel gelişmeyle çelişmektedir. Somut tarihsel koşulları olmadığı gibi KUKM’ni barajlama ve tasfiye etme yaklaşımlardır.

Kürd politik güçleri, bugüne dek Kürdistan devrimi demek olan Bağımsızlık, ülke ve millet birliği temelinde ortak bir milli politika oluşturamadı. Bu, uluslararası olumsuz koşullarlada birleşince milli devletlerini kuramadılar. Tarih içinde sayısız fırsat yakalamalarına rağmen bunu kendi lehlerine kullanamadılar.

Kürd siyasal önderliği, kendi ayaklarına gelen fırsatları değerlendiremeyince, bunu sömürgeci devletler çok iyi bir şekilde kendi lehlerine çevirmeyi başardılar. Mevcut statükoyu daha da kurumlaştırdılar. Dünya güç odaklarıda -emperyalist ve sosyalist blok- bunu kendi çıkarlarına uygun gördüklerinden desteklerini bölge sömürgeci devletlere vermeye devam ettiler.

Çin, Rusya, ve bazı Avrupalı güçler, bugün de kendi çıkarlarını mevcut statükoda bulmakta ve bölge sömürgeci devletlerini desteklemeye devam ediyorlar. Fakat dünyanin süper gücü ABD’nin politikaları farklıdır. Orta Doğu’da izlediği politika Kürd milletinin çıkarına uygundur. Kürd siyasal önderliği, yeni politikasını buna uygun olarak yeniden tanımlamak zorundadır.

Kürd siyasal önderliği, bugünkü koşulları yeniden değerlendirmelidir. Kürdistan geneli için ortak bir milli program ortaya çıkarmalı, milli birliklerini gerçekleştirmelidir. Kürd milletinin potansiyelini bu milli putada toplamalı ve harekete geçirmelidir. Bu program ve güçle kendilerini uluslararasi güç dengelerine dayatmalıdır. Milli siyasetsizlik ve milli birlikten yoksun Kürdleri kimse ciddiye almayacağını artık bunca gelişmelerden sonra görmelidir.

Kürdler, bunu başardığı ölçüde Kürdistanla ilgilenen her güç tarafından ciddiye alınacak ve o oranda karşılıklı çıkara dayalı işbirliği olanağını bulacaktır. Bu temel eksende Kürdler, ilgili çevrelerle ortak çıkar noktalarını ortaya çıkaracak ve karşılıklı çıkarlar temelinde işbirliği yapma şansına kavuşacaklar. Ki, bu zemin Kürdistan milli hareketine önemli olanaklar sağlayacaktır.

Uluslararası güçlerle kurulacak ilişkilerde esas alınması gereken temel yaklaşım milli çıkarlar olmalıdır. Bunu sağlamanın yegane yolu dünya, bölge ve ülke gerçekliğini doğru değerlendirmek, dost ve düşmanı iyi tanımak, tüm bunları kapsayan bütünlüklü milli bir politikaya sahip olmaktan geçer. Bu temel eksende Kürd milli birliğinin kurulması gerekir. Bunun önündeki zorluklar bilinir, fakat aşılmaz değildir. Her ne kadar sahadaki kimi Kürd siyasal güçler, bunun engeli olsada bunu aşmaya çalışmak için yoğun bir kültür devrimi ile halkı bu engeli aşması için hazırlamak mümkündür. Görev; bunun zemini üzerinde bağımsızlığı hedefleyecek Kürd önderliğini oluşturmaktır. Bu da yoğun bir propagandayı gerektiriyor. Bu görevde bağımsızlığı zorunlu gören birey, çevre, örgüt, parti, Kürd aydın, akademisyen, sanatçıların omuzundadır.

Bağımsızlığın, ülke ve milletin birliğinin yolu buradan geçer. Bu fırsat vardır. Kürd milleti bu fırsatı kaçırma lüksüne sahip değildir. Ayağa gelen bu fırsatı tepmemelidir. Bağımsızlık dışı “çözüm biçimleri” Kürdistan milli kurtuluş hareketini tasfiye girişimidir.

Bu glişmeleri sömürgecilerimiz de görüyor, bunun önünü almak için çok yoğun kirli propağanda, manüplasyon ile süreci boşa çıkarmak için bir yandan çıplak zorunu devreye koyup soykırım düzeyinde uygulamalarda bulunurken, diğer yandan kendine bağlı Kürd oluşumları oluşturuyor. Bunlar vasıtası ile Kürdleri denetim altına almaya çalışıyor. Fakat bu güçler toplumda bir türlü karşılık bulamıyor. Fakat bu politika ile hem iç kamuoyuna, hem uluslararası güçlere, “Bakın Kürdlere politika yapma hakkını veriyoruz“ mesajını veriyorlar. Bu da pek inandırıcı olmuyor. Çünkü denetim altına alamadıkları ve hatta sıradan Kürdlere karşı uygulamaları ortadadır. Çünkü resmi görüş gereği her Kürd kendileri için potansiyel tehlikedir.

Gerisi teferuattır.

11 Ocak 2021

Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .