GERİLLA ANNESİNİN SON YOLCULUĞU Nihat Veli Yüce

Read Time:2 Minute, 18 Second

Çocukluğumun geçtiği dağlarda vadilerde yankılanırdı çığlıkları annelerin. 38’e dair ağıtlar yakılırken o dağlarda, art arda gelen yeni acılar, yeni ağıtlara dönüşürdü. Yeni ağıtların farklı bir yönü vardı acıyı, kederi, hüznü dillendiren ağıtlar, yeşeren umut tomurcuklarıyla iç içe geçmişti. Bir yanı feryattı, bir yanı ise umudu haykıran ağıtlar. Sonradan bir halkın uyanışına tanıklık edecekti,  o ağıtların yakıldığı vadiler ve dağlar.

1986 yılında tanıştım bu uyanışın ilk neferleri ile. Bunlardan biri de ağabeyim Mehmet Yüce idi. Dersim’e ateşin çocuklarına ışığı taşımak için, Libya’dan, Lübnan’a, oradan Dersime uzanan uzun yürüyüşün, büyük uyanışın öncü neferlerindendi. Uzun süren nerede olduğu, yaşayıp yaşamadığı belli olmayan o belirsizlik, 1986 da bir yaz gecesi ani gelişi ile son bulmuştu. Donanımlıydılar, umutluydular, vakur ve birazda gerilla romantizminin efsunu ile kuşanmışlardı.

Annemin zihninde çakan şimşeklerin, derin sezgi ve kıvrak zekası ile nasıl bütünleştiğine ilk o gün tanıklık etmiştim. O gün annemin doğal liderlik yanı iyice depreşmiş, dominant özelliği, tarihi tecrübeler ışığında bilgeliğe dönüşmüştü. Karşımda ajitasyon, propaganda faaliyetçisi gibi, propaganda yapan, gerillaya umut yükleyen bir annem vardı. Annem o gece gerilladan rol çalmıştı, çocuklukla gençlik arasında bir yerlerde duran, ergen halimle şaşa kalmıştım. Annemin bu özelliğini ilk defa  o gün keşfetmiştim. Beni gerillanın ihtiyaç duyduğu bazı şeyleri temin edebilmek için çarşıya gönderdiklerinden annemin gerillalara daha nasıl propaganda yaptığına tanıklık edemedim. Döndüğümde ev daha da kalabalıklaşmış, koşullar olgunlaşmış olmalı ki, sohbete, propaganda karışımı sakin ve bir o kadarda, anlaşılır yalın bir dille gerillalar başlamışlardı. Uzun yıllardır görmediği, hasret kaldığı oğlu konuşurken, uzun uzun, sevinç ve kaygı karışımı bir yüz ifadesi ile seyre dalmıştı annem. O gece organizatörlüğünüde konuşturmuş, gerilla yaşamını yaşamış gibi, ihtiyaç duyacakları şeyleri kafasında listeleyip, hazırlatmıştı. Özellikle kadın duyarlılığının verdiği duygu ile gruptaki tek kadın gerilla olan Fincan Yalçın ile ihtiyaçları konusunda daha özel ilgilenmişti.

Gece ilerleyip veda vakti geldiğinde, son talimatlarını veren komutan edası ile tek tek hepsine uzun uzun sarılıp vedalaştı. O buluşma ilk buluşma idi ve son buluşma oldu.

Bunu yoğun baskı ve sürgün dönemi takip etti. Ya Aydın, Balıkesir gibi illere zorla sürgün edecekler, yada kendileri gönüllü sürgün yerlerini seçeceklerdi. Zoraki sürgünün gönüllü hali olan gideceğin şehri seçme hakkını kullanarak İstanbul’a yerleşildi. 1987 21 Nisan’ı Bingöl-Yedisu’dan abimin şahadet haberinin gelmesi ile annemin ömür boyu sürecek yas dönemi başlamıştı. İstanbul’da baskıların devam etmesi ile 1992 de İsviçre’ye gelmek zorunda kalan Annem ve Babam Basel’de yeni sürgün hayatlarına başlamışlardı. Babam Seydali Yüce sürgün konusunda annemden kıdemliydi. Babam 1938’de de  Amasya’ya sürgün edilmiş. Üçüncü sürgünüydü. Bu son sürgün ile, annemin 1987’den beri yaşadığı yas, hızla ilerleyen
alzheimer-demenz ile iç içe geçmişti. Son bir defa oğlunun mezarını ziyaret etme isteğini gerçekleştiremeden, tamamen hastalığının pençesine düştü. 4 Ocak 2021 de yıldızlarla kucaklaştı. Vasiyeti oğlunun yanına gömülmekti. Şimdi Dersim’e oğlu Mehmet Yüce ile buluşmak için,
son yolcuğuna çıktı. Sürgünden, kürt kadınının acılarının kederlerinin, ağıtlarının ve direnişinin yankılandığı ülkesine döndü.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .