Kadın gazeteciler: TC baskılarıyla hakikatin sesini teslim alamaz

Read Time:4 Minute, 40 Second

Son süreçlerde topluma yönelik şiddet, baskı ve tutuklamalar artarken paralelinde halkın sesi olan gazetecilere yönelik şiddet, baskı ve tutuklamalarda arttı. Özellikle TC’nin siyasetçi ve gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamaları artarken Bakur, Başur ve Rojavayê Kürdistan’da hakikatin sesini duyuran kadın gazeteciler konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.


Zilan Dersimi

Kadın gazetecilerin şiddet maruz kaldıklarına dikkat çeken gazeteciler, “Gazeteciler mevcut gerçekliği ortaya çıkarmak istediklerinden dolayı her zaman hedef alınıyor. Gerçekliği gün yüzüne çıkaran gazeteciler her zaman şiddet ile karşı karşıya kalıyor” dedi.

‘GERÇEKLER YANSITILDIĞI İÇİN ŞİDDETE MARUZ KALINIYOR’

Başurê Kürdistan’da son süreçte yaşanan gelişmelere değinen Gazeteci Şina Fayeq, “Hükümete karşı başkaldıran halkın içinde yer alan gazeteciler anbean gelişmeleri takip ediyor. Bu yüzden hedef alınıyor. Son süreçlerde Başûrê Kürdistan’da halkın farklı şehirlerde gösteriler düzenlemesiyle gazeteciler gösterilere katılıyor. Başkaldıran halk nasıl şiddetle karşı karşıya kaldıysa gazetecilerde şiddete maruz kaldı” diye konuştu.

‘KADIN GAZETECİLERE YÖNELİK AĞIR BASKILAR VAR’

Kadın gazetecilerin şiddet maruz kaldıklarına işaret eden Şina, “Soran bölgesinde, Gazeteci Sosik Bale 24 saat gözaltında tutuldu. Telefonuna ve sosyal medya hesaplarının şifrelerine el konuldu. Şu ana kadar telefon ellerinde. Kadın gazetecilere yönelik ağır baskılar var” ifadelerinde bulundu.

Şina konuşmasının devamında, kadın gazetecilerin çalıştığı kurumlarda bile erkek tarafından cinsi yaklaşımlarına maruz kaldıklarını dile getirdi. Şina, halkın koruyucusu olarak bilinen kolluk kuvvetlerinin kadın gazetecilere karşı fiziki şiddet uyguladıklarını, şiddetin utanç verici olduğunu söyledi.

‘BİR YILDA 122 GAZETECİYE KARŞI SUÇ İŞLENDİ’

Şina, Metro verilerine göre 2019 yılında, 6 kadın gazetecinin insanlık suçuna maruz kaldığını ifade etti. Şina, saldırıların fazla olduğunu, METRO’nun, 6 kadının gazetecinin maruz kaldıkları suçlardan haberdar olduklarını belirtiğini söyledi.  Bununla beraber METRO’nun 2020 yılı verilerine göre 10 ay içerisinde 122 gazeteciye karşı suç işlendiğini, 72 kez gazetecilerin çalışmaları sabote edildiği ve kanun kararı olmadan 37 gazetecinin çalışmalarının durdurulduğu kaydetti. Başurê Kürdistan’da gazetecilik yapan Şina Fayeq, “Son iki ay içerisinde yaşanılan gösterilerde, gazetecilere yönelik şiddet verileri de eklenirse bilanço iki katına çıkar. Bu son iki ayda gazetecilere karşı plastik mermi ve biber gazı kullanıldı. Kolluk kuvvetleri tarafından şiddete maruz kaldılar. Gözaltına alınma olayları çok fazlaydı” diye kaydetti.
 
‘HAKİKATİ İŞLEYEN GAZETECİLER HEDEFTE’

Kuzey ve Doğu Suriye’de gazetecilik yapan Dicle Ehmed, işgal altında olan ve iktidar sistemiyle yürütülen devletlerde gazetecilerin her zaman hedef alındığını belirtti. Erkek egemen sisteminin toplumda oynadığı role değinen Dicle Ehmed, “Gazeteciler bu gerçekliği ortaya çıkarmak istediklerinden her zaman hedef alınıyor. Gerçekliği gün yüzüne çıkaran gazeteciler her zaman şiddet ile karşı karşıya kalıyor” dedi.

Başûr, Bakurê Kürdistan ve Türkiye’de gazetecilere yönelik suç ihlallerine dikkat çeken Dicle sözlerine şöyle devem etti: “Gazetecilere yönelik üst düzeyde saldırı oluyor. Gazete kurumları kapatılıyor. Gazeteciler şiddet ile karşı karşıya kalarak cezaevlerine götürülüyor. Başûrê Kürdistan’da hakkını ve yaşama hakkını isteyen halk gösteriler düzenledi. Saldırılara maruz kaldılar. Bu gerçekliği gün yüzüne çıkaran gazeteciler hedef alındı ve tutuklamalar yaşandı. Buna bağlı olarak birçok basın organı Başûrê Kürdistan hükümeti tarafından hedef alındı ve kapatıldı. Bakurê Kürdistan’da Türk devletinin halktan iki kişiyi hedef alarak helikopterden atmasını haberleştiren gazeteciler hedef alındı. Hakkını isteyen halkın ve devrimin sesi olan gazeteciler şu ana kadar cezaevlerindeler ve haber alınmıyor.”

‘HAKİKATİN SESİYİZ’

Dicle, Türk devleti ve ona bağlı çetelerin, Kuzey ve Doğu Suriye’de insanlık suçlarını ve halkın çektiği acıları, katliamları, yaşanan savaşı ve işgalcilerin gerçekliğini gün yüzüne çıkaran Kuzey ve Doğu Suriye gazetecileri işgalciler tarafından hedef alındığını dile getirdi. Dêrazor’un özgürleştirilme süreçlerinde gazeteci Dilişan, Rizgar ve Hogir’in, DAİŞ çeteleri tarafından hedef alınarak katledildiğini belirten Dicle, Nerede zorluk, zülüm gören, acı çeken ve direnen halk varsa gazeteciler halkın sesi oldu. Gazetecinin rolü gerçeğin sesi olmadır. Kapitalist Modernitenin hakim olduğu ve özel savaş yürüten devletler, toplumun dinamik kesimi olan kadın ve gençlere yönelik saldırıların ortaya çıkmasını kabul etmiyor. Bu sebepten hedef alınıyorlar. Şu an onlarca gazeteci nedeni bilinmeden Başûr, Bakurê Kürdistan ve Türkiye’de cezaevlerinde” diye belirtti.


‘SINIR TANIMAYACAĞIZ’

Dicle son olarak gazetecilerin sınır tanımadığını belirterek şöyle konuştu: “Biz gazeteciler nerede hakikati gün yüzüne çıkarmak istediysek erkek egemen sistem, önümüzde engel yarattı. Ama bu bilinmeli ki gazeteciler sınır tanımaz. Başur’da gazetecilere saldırı olursa, Kuzey ve Doğu Suriye’de, Türkiye ve Bakurê Kürdistan’da halkın ve gazetecilerin sesi olacağız. Bakur’da gazeteciler hedef alınırsa Kürdistan’ın dört parçasındaki gazeteciler bir olarak, Türk devletinin saldırılarını gün yüzüne çıkaracağız.”

 ‘ÖZGÜR BASIN GELENEĞİ TESLİM ALINMAK İSTENİYOR’

Gazetecilerin hedef alınmasının yeni bir durum olmadığını belirten Bakurê Kürdistan’daki Safiye Alağaş, “Gazetecilere yönelik baskı ve şiddet sadece bugün yaşanan bir olay değil. Her zaman karşılaştığımız bir durum. Her gelen yeni sistem kendi çevrelerini oluşturarak gazetecilerini ve basın organlarını belirliyor. AKP hükümetinin gelişiyle bu durum fazlasıyla yaşanmaya başlandı. Neredeyse tüm medya ve basın kurumlarını kendisine bağladı. Kendisine bağlayamadığı basın kurumları ve gazetecilere karşı maddi cezalar veriliyor ve basın kurumları kapatılıyor” dedi.
Özgür basın geleneğine değinen Safiye, “Boyun eğmeyen, direnen, mücadele eden özel de Kürt gazetecileri özgür basın geleneğini devam ettirerek teslim olmadı. Son süreçte dayatılan baskılara karşı boyun eğmedikleri ve mücadele ettikleri için çok ciddi baskılara maruz kalıyor. Gözaltına alınıyor ve tutuklanıyorlar.  Haklarında çok ciddi davalar açılıyor ve cezalar veriliyor.   Türk devleti tarafından bir şekilde boyun eğmeyen ve mücadele eden gazetecilerin pes etmesi için yol aranıyor” ifadesinde bulundu.

‘GAZETECİLİK HALKA KARŞI KENDİNİ SORUMLU GÖRMEDİR’

Son dönem de Van’ın Çatak ilçesinde halktan iki kişinin helikopterden atıldığı haberine dikkat çeken Safiye yapılan haber ile 4 gazetecinin tutuklandığını belirtti. Safiye, “Türk devleti açıkça bizlere diyor ki eğer bana biat etmezsen, yaptığım işkenceyi işlersen, halka duyurursan ben de seni tutuklarım, ceza veririm, gazetecilik hakkını elinden alırım hatta bu ülkede yaşayamazsın mesajı verilmek isteniyor” diye mevcut durumun altını çizdi.
Gazeteci Safiye Alağaş, özgür basın geleneğine bağlılıklarını belirterek tüm baskılara rağmen gazetecilik yapmaya devam ettiklerini söyledi. Gazeteciliğin vicdan meselesi olduğuna değinen Safiye Alağaş, “Gazetecilik meslekten ziyade halka ve kamuoyuna karşı kendini sorumlu görmektir” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: