Yakup Aslan Yazdı: ‘Yatıp Kalkıp ROBOSKİ Diyeceğiz’

Read Time:3 Minute, 54 Second

Yakup Aslan
Varlık sebebi adalet olması gereken devletin, savaş uçaklarıyla 34 masum insanın katledilmesini rutin bir olay gibi görüp, hem de bunu gizlemek için yargı oyunları oynaması ve meclis komisyonunun masumlaştırma çabaları, insan haysiyetine, onuruna, vicdanına ve temel hak ve özgürlüklere ritüelleşen saldırı demektir ve bu defalarca tekrarlanmıştır. 28 Aralık 2011´de Şırnak´ın Uludere İlçesine bağlı Roboski’de çoğunluğu çocuk 34 masum insan savaş uçaklarıyla öldürülmesine ilişkin askeri mahkemenin takipsizlik kararı vermesi kabul edilir bir durum değildi ve adalet anlayışına tersti. Yüzlerce parçaya ayrılmış katır ve insan bedenini anaların eteklerinde toplaması hangi mantıkla izah edilebilir?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Süreç içerisinde, Roboski´de canlarına kıyılan çocukların hesabının diğer faili meçhullerin torbasına dolduruldu ve insanlık bir daha kalbinden hançerlendi. Katliamın olduğu günden bu yana üstü örtülmeye çalışıldı, en adil olması gereken İslamcı cemaat liderleri bile “tazminatsa tazminat, özürse özür” türünden egemenleşen seviyesi düşük, kibir ürünü salvolarla, vicdanı yaralayan bir dil kullanmaktan veya ailelere kendilerince balans ayarı çekerek egemenlere şirin görünmekten çekinmedikleri uzun bir süreç yaşadık. Oysa insani ve vicdani olan adaletin tahakkuk ettirilmemesi, aynı zamanda hakikatin de üstünün örtülmesi tarzında bir retorik sergilemek değildi. Hakikat, tecelli için adalete ihtiyaç duyar. Varlık sebebi adalet olması gereken devlet de yandaşlığa soyunmuş kesimler de adaletten uzaklaştıkça, hakikatten de koptuklarının farkında değiller.

‘Askeri angajman içerisinde gerçekleştiği’ söylenen bu cinayetin askeri mahkemeye havale edilmesi ve akabinde askeri yasalarca takipsizlik kararı verilmesi ulusal paradigmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucuydu, çok fazla şaşırmamak gerekir. Roboski davası gibi tarihsel bir mazlumiyet davasının gizlilik kararı verilip dokunulmaz hale getirilmesi, sürekli sürüncemede tutulup, zamana yayılması, Meclis Araştırma Komisyonu üyelerinin birer sükut abidesine dönüştürülüp, suçu örtmek üzere ortaya çıkan raporda dağa fare doğurtulması da göstermektedir ki bu dava; bu topraklar üzerindeki sis perdesini dağıtacak Mesih´in nefesi hükmündedir. Bu dava mazlum ile zalimin hesaplaşmasıdır. Roboski, bu toprakların mağduriyetinin Kudüs´üdür ve “yatıp kalkıp Roboski demek”, hakikatten vazgeçmemenin bir başka ifadesidir.

Roboski, şimdi ve bundan sonra bu hükümet için bir namus ve varlık meselesi olarak görülmüş ve hatta en üst düzeyden “Roboski katliamının Ankara dehlizlerinde unutturulmasına müsaade etmeyeceğiz” demişlerdi. Ama bunu söylerken de katliamı gerçekleştirenleri ziyaret ederek, onları tebrik ediyorlardı. Dosyası kapansa bile, bilincimizde oluşturduğu yara asla kapanmayacaktır. Katliam sorumlularının açığa çıkması için esirgenen adaletin, vicdanın, gayretin, mağdur yakınları aleyhinde kamu görevlilerine hakaretten, sınırı ihlalden davalar açılması, idari para cezaları kesilmesi, yakınlarının mahkum edilmesi için kullanıldığını görüyoruz. Roboski için adalet talebimiz, adalet tahakkuk edinceye kadar vazgeçilmezimizdir. Yatıp kalkıp “Roboski!” diyeceğiz. Bu mazlumiyeti unuttuğumuzda kalbimizin kuruyacağının da bilincindeyiz..

Suç işleyenler, katiller eğer kendilerini sisteme yamıyorlarsa veya öyle algılanıyorsa suçsuz sayılmaları, her ne kadar bir geleneğe dönüşmüş ve çoğu kez yasalaşmışsa da devletin temel asası ve varlık sebebi olan adalet yapısını zedelemiştir. Birçok olayda olduğu gibi katiller aklanarak, Roboski mağdurlarının bir kez daha vicdanlarının yaralanması sağlanmıştır. Olay sonrası yaralıların yardımına gitmeme, yaralıları ve cesetleri katırlarla taşımakla meşgul olan köylüler üzerinde alay edercesine helikopterlerle dolaşma, maktullerin yakınlarını ve katliamdan kurtulanları tutuklama, yargılama ve cezalandırma türünden insan hakları ihlalleri ve hukuksuzluğa karşı toplumsal vicdanın huzursuzluk içerisinde olduğu bilinmelidir.

Olayın faillerinin ve sorumlularının Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolması maksadıyla çok yönlü bir çaba sergilendiğini unutmadık. Barış sürecinin, ülkede olumlu bir havanın esmesine yol açtığı, insanların geleceğe dair ümitlerini yeniden hayata hâkim kıldığı bir zamanda, işlenen cinayet ve ardından Meclisin ısmarlama komisyonunun konuyla ilgili olayı sulandırıcı, yozlaştırıcı bir raporu bu süreç içerisinde açıklanması da manidardı..


28 Aralık 2011 tarihinde paramparça olmuş, bembeyaz karların üzerine bedenlerinin kanlı parçaları dağılmış, çoğu çocuk 34 can ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 68. yıldönümünde eşrefi mahlûkat mesajları. Erdoğan, “10 Aralık İnsan Hakları Günü” dolayısıyla yazılı bir mesaj yayınlamıştı. “Eşrefi mahlûkat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, tarihimiz ve medeniyetimizin de mirası olan ulvi değerlerdir. Öte yandan günümüzde dünyanın birçok bölgesinde terörizm, nefret söylemleri, ırkçılık, hoşgörüsüzlük, İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı gibi insanlığı tehdit eden hastalıklı akımların giderek yaygınlaştığına şahit oluyoruz.” diyordu.

Sadece Roboski’de yaşananlar bütün bu söylenenleri tekzip etmiyor mu? Her birinin ayrı bir hikayesi olan bölgenin tek geçim kaynağı üç beş kilo çay, şeker ticaretiyle yaşamlarını sürdüren 19’u çocuk 34 masum insanın savaş uçaklarıyla parçalanmasını hangi vicdan onaylar? Roboski’nin bu masum insanları, eşrefi mahlûkat sınıfına girmiyor mu? Bu insanlar saygıyı, onurlarının korunmasını, yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmeyi hak etmiyorlar mı? 20 Ocak 2012’de “Ne Uludere’deki 34 vatandaşımızın, ne de Hrant Dink’in davası, geçmişte olduğu gibi Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz” diyen Erdoğan, dosyanın kapandığını biliyor mu acaba?

“Bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi olduğu”nu biliyoruz ve inanıyoruz.

“Hangi sebep ile öldürüldüler…” diyoruz. İnandığımız Rabbimiz “hiçbir şeyi unutacak” olmadığını da biliyoruz… “Yatıp, kalkıp Roboski” dememizin sebebi budur..

Yakup Aslan

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: