Erkan Polat

21. yüz yıl; küresel alt üst oluşların ve çalkantılı geçmiş yüzyılının ikizi demek, hiçte erken sayılmaz. İki ayrı eksenli bakış, toplumsal kilitlenmelerdeki sorunların bu yüzyıla devrinde zeminsel erezyonu fırsata çeviren, atıl köhne köklerinden yeniden canlanıp, coğrafik sınırları aşan,hızla küresel soruna dönüşmüş hali demek hiçte yanlış sayılmaz.

Birincisi; herkezin sıcağı sıcağına yaşadığı inanç (din ) üstünde geliştirilmek istenen bir tür köktenci yaşam biçimi.
İkincisi; ulus devlet evresini ve ulusal kapitalizmini tamamlayamamış ülkelerde yükselen milliyetçilik ve ‘yurt’ sever karşı (ego temelli ) koyuşlardan yükselen faşizm tehlikesi.
Her iki yöntem biçimi de kendi inanç sarmalında’ki toplumlara, sınırsız yöntemlerle güce dayalı empoze etmek, yönlendirmek ıslah etmektir. Zor kullanmak; onların yönteminde despotik kurumsallaşmanın en büyük dışa vurumu ve saltanatıdır.

Tarihde ilk defa,21 Yüz yılı ve gerçeklerini (sınıf temeline dayalı çelişkileri ) kendi kendine yabancılaştıran, tarihsel köklerinde ‘kutsal’ ıslah ve ‘değerlere’ biat etme yöntemiyle, hurafelere dayalı büyük imtahan ,ahret öncesi toplumsal kaosun efendileri rolünü üstlenmiştir. çözülmeyi farklı despotik yöntemlerle çözmeye çalışan iktidarlar üstü değer ve istiksarsızlık temelli,elit çıkarı gözeten(ulema)atıl, hurafe devleti dayatması, tüm cahilliği ile bilinçsizlik çölünde kendi damgasını vuruyor.

Kısacası İslam dini, diğer dinlerde çoktan oturmuş reformları ret eden hali, diyalektik evrimini tamamlamaya direnen, son fanatik kırıntılarıdır.21. Yüzyıl dönüşümüne direnmekte dir.orta çağ köktenci duruşunu, selefilik sultasında toplumsal ve çağa uyum (kapitalizm)noktasında kanlı karşı duruşun,gerici sisteme karşı bir başka ilkel yöntemlerle karşı duruşu ve şok dalgalarıdır.

21. yüz yıl evriminde milliyetçilik ise; seküler kutsal devlet kavramını ve yöntem biçimini üstün, egemen ulus külyesinde ,kapitalist toplumları rahatsız eden ve görece yaşam alışkanlıklarını tehdit eden, oryantalist orjinli selefi ‘İslam’ terörüne, karşı ataklarıyla canlanmaya başladı.

Egemen kültürel alışkanlıkların yabancı algısı ve şüphecilik refleksleri, yaşamı ‘tehdit’ eden (terör ve mülteci akımı) yabancıya karşı , korumacı refleksleri ,ırkçı ve faşist ‘vatan’ orjini ulus ve kimlik bariyerleri içine çekmek,daha da kolaydır.
Irkçılığın tavan yapması da, kaçınılmaz bir faşizim fırsatçılığıdır. Sapla samanı bir birinden ayrılamadığı süreci, karşı devrimci rüzgarları, devrimci gelenek bir şekilde atlatmak zorundadır. Bilim ve bilinç eksenli kültürel ve siyasal birikimlerin daha çok ihtiyacımız var.kuru kısır lafazanlıkları terk eden ve doğma sığlıkları ayıklayan, hayatıyla bütünleşen ön görü ve görüşleri yaşamın her alanına nüfus ettiren yöntem biçimine ihtiyaç daha zaruridir.

Her gerçeği kendi değerleri içinde sarmalama zorunludur. Bizim gibi iç sömürgeleri olan ülkelerde anti sömürgeci, haklı ulus (yurt özlemi) tepkinmelerini ve direnişlerini kucaklamayan entelektüel birikim, faşizme ve şövenizme yol açan milliyetçi karşı duruşun iktidar ve egemen ulus çıkarlarına ve onlara hizmetin bir parçası,aracına dönüşür.

Kısacası,bilgi zekayı desdekledikçe, lümpen, soytarı azınlığın toplumsal etkisi de az olacaktır. Bir ayda Avrupa varoşlarından ve yaşam biçiminden ötelenmiş ezik dünyasından çıkıp, ISİD militanına, celladına dönüşüyorsa, bu onun bilgiye de yabancı olmasındandır.

Entelektüel birikimi hor gören, dışlayan her duruş ve davranış, kendi ezik komplekslerini, cahilliğini saklama girişimidir.
Bugünün ilerici devrimci bileşenlerini besleyen kadro ve birikimden uzaklaşıldıkça, gericiliğin yağma kültüne teslim olmanın da yolunu açar.

Tüm sol ve demokratik bileşenlerin acil kitlesel yeniliklere dönüşümlere açık olması şarttır. İç demokrasi kuralları entelektüel bilgi kuşatmasına alınmak zorunludur.
KUŞKU ve ÖZ GÜVENSİZLİĞİN, GURUPÇULUĞUN, özünde ve temelinde bilgisizlik yatar !

siz buna ilerici ve çağdaş gözüktüğünü sanan bir başka gericiliğin diğer hali de diye bilirsiniz hepimize kolay gelsin ! / Erkan Polat