Amûdê Sineması katliamının üzerinden 60 yıl geçti. Amûdê’de 280 çocuğun hayatını kaybettiği sinema katliamının üzerinden 60 yıl geçse de katliamı yaşayanların yaraları sarılmadı.

QAMİŞLO/LÎLAV DÎWANÎ-13 Kasım 1960 gecesi Amûdê semalarından siyah dumanlar yükseldi. Amûdê’de bulunan Şehrezad Sineması’nda çıkan yangında çoğunluğu Kürt 280 çocuk yaşamını yitirdi. Rojava tarihinin en acı olaylarından biri olarak tarihe geçen katliam, olaydan kurtulanların ve bölge halkının belleğında bir daha çıkmamacasına yer edindi.

O dönem 12 yaşında olan ve yaşadıkları o kabus anını 70’li yaşlarına rağmen hiçbir zaman unutamayacağını söyleyen Mihemed Emin Ebdulselam, olaya tanıklığını şöyle anlatıyor:

“Okul müdürü tüm öğrencilerin ‘Şebh Muntesaf El Lêl’ filmini izlemesini istemişti. Cezayir’de yaşanan devrimi anlatan filmi izlemek için herkes Şehrazad Sineması’na gitti. Sinemanın bulunduğu bina oldukça eskiydi ve kerpiçten yapılmıştı. Etrafına boyanmış çuvallar çekilmişti. Sinemada yangına neden olacak her şey bulunuyordu. Öğrenciler salona sığmadığı için bir kısmı yerde oturmak zorunda kaldı.”

‘BİR ANDA KAPILAR KAPANDI’

Yangın anında büyük bir kargaşanın yaşandığını ve çocukların ölmesinde kasıt olabileceğini belirten Ebdulselam’ın tanıklığına göre çocuklar kasıtlı olarak ölüme terk edildi.

“Filmin başlamasının üzerinden yarım saat geçtikten sonra filmin sahneye verildiği odada başlayan yangın sahneye doğru sıçramaya başladı” diyen Ebdulselam, “Çocuklar birbirini iterek dışarıya çıkmaya çalıştı. Bir anda sinemanın kapıları üzerlerine kapatıldığı için çoğu kişi içeride boğularak can verdi” perde arkası halen aydınlanmayan olaydaki şüpheli duruma işaret ediyor.

Ebdulselam sözlerini şöyle sürdürdü: “Ateşler içerisinde kalan çocukların bir kısmı yanmamak için kendini sinemanın kulesinden aşağıya attı. Kulenin dibinde bir su kuyusu bulunuyordu. Bazı çocuklar bu kuyuda can verdi. Bir kısmı da kurtuldu.”

Amûdê halkı, sinema binasının yanındaki kuyuyu ölüm ve yaşam sembolü olarak görüyor. Amûdê’de bulunan Şehitler Parkı’nda siyah renge boyanmış üç çocuk heykeli bulunuyor ve bu heykelin yanına bir kuyu açılarak sembol haline gelen kuyuya dikkat çekiliyor.

Yangının ardından sinema önünün mahşere döndüğünü ifade eden Ebdulselam, “Çocukların çığlıkları her saniye daha da yükseliyordu. Aileler çocuklarını kurtarmak için sinema önüne aktı fakat hiçbirinin elinden bir şey gelmiyordu. Yangın her geçen saniye daha da büyüyordu. İtfaiye araçları yoktu. Ben de elimden ve ayaklarımdan yaralandım. Çıkış kapısına çok zor ulaştım. Çıktığımda Şexmus Koy adında birinin beni hastaneye götürdüğünü hatırlıyorum” şeklinde konuştu.

‘YANGININ NEDENİ HÂLÂ BİLİNMİYOR’

Yangını büyük bir musibet olarak değerlendiren Ebdulselam, “Çocuklarımız kurban edildi. Sadece külleri kaldı. Çoğu çocuğun vücudu çok fazla yandığı için kimlikleri tespit edilemiyordu. Dönemin hükümeti olaya ilişkin soruşturma açmadı. Uluslararası hiçbir kurum da olayın aslının anlaşılması için girişimde bulunmadı. Şimdiye kadar kimse yangının niçin çıktığını bilmiyor” diye konuştu.

Yangından sağ kurtulanlardan İbrahim Şêxo da yangını cehenneme benzeterek, “Her iki ayağım ve ellerim yandı. Yüzümde de yanıklar oldu. Mucizevi bir şekilde yangından kurtuldum. Ben ve bir grup arkadaşım sinema büfesine saklanarak yangından kurtulduk” dedi.

Yaşadıklarını anlatırken gözleri dolan Şêxo, yangının ardından okula gittikleri zaman şehit olan arkadaşlarının boş sıralarına baktıklarında psikolojik olarak çok kötü olduklarını ifade etti.

ALEVLERİN ARASINDAN ÇOCUKLARI KURTARAN DEQÛRÎ

Olayın yaşandığı güne ilişkin unutamadığı anları aktaran Şêxo, “Mihemed Seîd Axa Deqûrî, alevlerin arasından atlayarak çocukları kurtarmaya çalıştı. Büyük bir cesaretle birçok çocuğun kurtulmasını sağladı. Kucağına aldığı bazı çocukları çıkarmaya çalışırken sinemanın duvarı üzerlerine yıkıldı ve içeride sıkışıp kaldılar” dedi.

Kendi çocukları yangından kurtulmasına rağmen yangınların arasına dalarak diğer çocukları kurtarmaya çalışan Deqûri’nin anısına da Şehitler Parkı’nda heykeli dikildi.

HÜKÜMET YAS TUTMAYA BİLE İZİN VERMEDİ

Amûdê halkı, katliamın ardından sadece iki yıl mezar başında mum yakarak şehitlerini anabildi. İktidarda bulunan Baas rejimi, halkın şehitlerini anmasına izin vermedi.

Tarihe kara bir leke olarak geçen büyük katliam, birçok yazar ve şairin eserlerine konu oldu. Hakkında kitaplar yazıldı. Katliamdan kurtulanlardan biri olan Yazar ve Avukat Hesen Dirêî, yangına ilişkin birçok belgenin yer aldığı ‘Amûdê yanıyor’ adında bir kitap yazdı.

Yazar Tirêj de bir şiirle Amûdê öğrencilerini andı. Tirêj, vasiyetinde sinema şehitlerinin yanına gömülmeyi istedi. Iraklı şair Mihemed Mihdî El Cewahiri ve Beşir Ewaf da Amûdê’deki yangına ilişkin şiirler yazmıştı.