Recep Maraşlı

Bir çok siyasi yorumcudan Türkiye’nin Karabağ savaşından pek de kazançlı çıkmadığı yorumlarını okuyorum. Bu doğru değil…

Rusya’nın inisyatifinde de olsa TC artık bu işe fiilen ve hukuken dahil olmuştur. TC’nin askeri yardım ve siyasi teşviki olmasaydı Azerbaycan’ın kendi başına bu sonucu alması düşünülemezdi. Haliyle ortaya çıkan sonuç TC’nin Azerbaycan üzerindeki gücünü, etkisini daha da artırdığı gibi; bunun özünde bir Turancı yayılma “Kızıl Elma” operasyonu olduğu gözden kaçırılmamalı.

Rusya’nın da bu işten karlı çıkacağı zaten baştan belliydi. Ben önceleri Rusya’nın bu işe rıza göstermeyeceğini düşünüyordum. Ama artık görüyorum ki TC ile birlikte “kazan-kazan”ı oynuyorlar…

Türkiye, Rusya’nın oluşturduğu “barış gücü” içinde askeri olarak yer almasa bile Ateşkes’i kontrol için kurulacak merkezde temsil edilecektir. Bu, şimdi küçük bir adım gibi görünebilir ama TC bunu kocaman bir delik haline getirme mahareti gösterebilir.

Unutulmamalı ki Osmanlı Beyliği, Selçuklu sultanlarının Bizans’a karşı sınır bekçiliği yapsınlar diye yerleştirdiği küçük-önemsiz bir uç beyliği idi. Her fırsatı sonuna kadar değerlendirerek, her adım attığı yeri genişleterek sonunda imparatorluk haline geldi…

Dolayısıyla TC’nin yayılmacılığını küçümseyerek, alaya alarak, önemsiz gibi görerek onunla mücadele edilemez. Tersine bu tehlikeyi çok çok ciddiye almamız gerekir…

Karabağ savaşı gösterdi ki Türkiye ile Rusya, içinde rekabet ögesi ve çatışmalı alanlar taşımakla birlikte emperyal bir dayanışma içindedirler. Daha şimdiden bir çok statüyü kendi lehlerine değiştirmeyi başardılar. Her ikisi de eski imparatorluk sınırlarını test ediyor, stratejik düşman ve tehditlerinin önünü kesiyorlar.

Bu işbirliğin mağdurları yine 1. paylaşım döneminde olduğu gibi Kürtler, Ermeniler, Yunanlılar ve “egemen ulus- egemen din” dışındaki toplumlardır…

Bu bağlaşıklığın üçüncü ortağı İran da pasif ve fırsatçı politikalarıyla, üzerindeki ablukayı boşa çıkarmakla kalmayıp etki alanını genişleten diğer bir güçtür.

Rusya’nın ortaya çıkan bir özelliği de “müttefiki” ve “koruma altına” aldığı devletleri de düşmanlarına peşkeş çekiyor olması: Suriye’nin Türkiye işgaline açılması ve Karabağ’da TC-Azerbaycan ortaklığına alan açması bunun örnekleri…

“Rusya’nın büyük oyunu var, sonunda onları fazlasıyla TC’den geri alır” diyenlerin bir dayanağı yok. Tersine TC’nin girdiği alanlardan askeri zor olmadan çıkmayacağı açık; delilleri ortada… Rusya ya da bir başkası TC’ye karşı, bu ülkeler uğruna askeri güç kullanır mı, sanmıyorum.

Şu an görünen TC-Rusya ortaklığının, ABD’nin geri çekilmesi ve Avrupanın acz içinde politik tutumuyla oluşan bütün güç boşluklarını aralarında anlaşarak doldurduklarıdır…

TC’nin Akdeniz’den Kafkaslara; Ortadoğu’dan Afrika’ya uzanan Neo-Osmanlıcı yayılma politikası bütün bölge halkları (ve Avrupa!) için büyük bir tehdit ve tehlikedir.

Bunun karşısında da siyasi, askeri, diplomatik, kültür ve sanat… akla gelebilecek her alanda güçlü bir karşı hat oluşturmak tehdit altında olan bütün toplumların önceliği olmalı derim.