Medya Haber TV’ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, “KDP bir de savaşı yaygınlaştırmak istiyor. KDP gelecek Gare’de Gerillayı tasfiye etmeye çalışacak. Bunun karşısında Zap, Avaşin’deki gerilla ne yapacak, seyir mi edecek?
Her yere asker yığma, peşmerge gönderme yaklaşımından KDP vaz geçmeli. Hükümet değil, KDP gönderiyor. Peşmerge Bakanı bu güçlerden haberinin olmadığını söylüyor. Hükümet kararı ile olan bir yaklaşım değil. KDP, Goran’a, YNK’ye ‘biz hükümetteyiz, bizi destekleyeceksiniz’ biçiminde baskı yapıyor. Hükümeti dinlemeyen varsa o da KDP’dir” dedi.

‘TECRİT 22 YILDIR ARALIKSIZ SÜRÜYOR’

Önder Abdullah Öcalan’ın 22 yıldır tecrit altında olduğuna dikkat çeken Karasu, “Zaman zaman AKP’nin politikaları sıkıştığında, ortamın yumuşatılmasını biraz istediği zaman İmralı’da da tecrit biraz gevşetildi. Ama esas olarak, tecrit 22 yıldır sürdürülüyor. Avukatlarla, aileleriyle görüştürülmüyor” dedi.

Önder Abdullah Öcalan’ın dünya tarihinde görülmedik bir takip, kuşatma, baskı ile gerçekleştirilen uluslararası komplo ile esaret altına alındığını vurgulayan Karasu şunları söyledi: “Bu, Önderliğin konumunu gösteriyor. Bu güçler Önderliği tehlike gördü. Özellikle Ortadoğu’daki politikalarını uygulamada, hakimiyetlerini geliştirmede PKK engel olarak görülüyordu. Önder Apo engel olarak görülmekten çıkarılıp, Ortadoğu’ya rahat müdahale edilmek istenildi. Ortadoğu’ya müdahale ederken, Türkiye’yi kullanmak için böyle bir komplo gerçekleşti.
Komplonun büyüklüğü düşünüldüğü Önder Apo’ya neden tecrit uygulandığı da anlaşılır. Türk devleti zaten Kürt düşmanı, Kürt düşmanlığı yaparken, Kürtleri zindanı atarken, her gün yakaladıklarına ajanlık teklif ederken, helikopterden atarken, keyfi olarak Kürdü sindirmek için öldürülürken, Önder Apo üzerindeki tecridin neden uygulandığı anlaşılıyor.”

Önder Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve Kürtler üzerindeki politikanın bütünlüklü olduğunu da dile getiren Karasu’nun değerlendirmesinin bir bölümü şöyle:
“Birbirinden ayırmak mümkün değil, Önderliğe ‘sen niye Kürt’ü ayağa kaldırdın’ diye işkence, tecrit uygulanıyor. Kürt halkına da Önder Apo’nun fikirleri doğrultusunda özgürlük mücadelesi yürüttüğü için bu kadar baskı var. Buna karşı bir mücadele var. Bu mücadele sadece Kürtler tarafından verilmiyor, dünyadaki halklar, demokrasi güçleri Önder Apo’nun tecridine karşı tutum tutunuyor. İngiltere sendikaları Önderliğe sahip çıkıyor, özgürlüğünü istiyor. Birçok aydın, yazar Önder Apo üzerindeki tecridi kabul etmiyor.

Kürtler zaten, her gün sahipleniyor, ama artık bu sahiplenme, uluslararası boyut almış durumda. Bir dönem, Mandela’ya büyük sahiplenme vardı, Önderliği sahiplenme Mandela’yı da aşacak düzeye ulaşıyor.
Sadece Kürt halkının özgürlük mücadelesini veren, mazlum bir halkın önderi olarak sahiplenilmiyor. Önder Apo düşünce, fikirleri ile insanlığa umut olduğu için sahipleniliyor.
Bu yönü ile artık İmralı’daki tecrit ve tecride karşı mücadele de büyümüş durumdadır. İmralı da büyük bir mücadele alanı. Bütün halkların direndiği bir mücadele alanıdır. Tecride karşı mücadele büyüyor, daha da büyüyecek, tecride karşı mücadele Kürt halkının, Ortadoğu halklarının mücadelesinin bir parçası haline geldi.”

‘HAMLEYİ 4 PARÇADAKİ KÜRT HALKI SAVUNUYOR’

KCK’nin ilan ettiği hamlenin, faşizm yıkılana, tecrit kalkana, işgalcilik sökülene kadar süreceğini de belirten Karasu, “Bu hamleyi, 4 parçada Kürt halkı savunuyor, ulusal-demokratik bir yanı var ve önemli.

Bu hamle faşizm yıkılına kadar, tecrit kalkana kadar sürecek. Bu hamlemiz aynı zamanda kıyasıya bir mücadelenin kararlı bir şekilde sürdürülmesidir. Biz de hamle ile faşizme karşı mücadele kararlılığımızı ortaya koyduk. Toplum da bunu gördü, hedefleri netleştirdik. Toplumun tüm kesimlerini de harekete geçirdik. Önemli sonuçlar da elde ettik. Faşizmi yıkma, işgalleri ortadan kaldırma, tecridi kırmadır, toplumu netleşen hedefler doğrultusunda harekete geçirdik. Mücadele gelişecek, kesinlikle bu AKP faşist iktidarını al aşağı edeceğiz, Ortadoğu’yu da özgürleştireceğiz” dedi.

‘ÖZGÜRLÜK HAREKETİMİZİ TASFİYE PLANI VAR’

Medya Savunma Alanlarında yaşananları da değerlendiren Karasu şunları söyledi: “KDP’nin bu tutumunu iyi anlamamız lazım. Bugün ortaya çıkmış bir durum değil. Özellikle Zinî Wertê olayı olduğunda ABD’nin de içinde olduğu bir konsept olduğunu söyledik. ‘Türkiye, KDP ilişkilerinden kaynaklanan özgürlük hareketimizi tasfiye planı var’ dedik.

Zinî Wertê’de kuşatma yapılması bir savaş dayatmasıydı. Oraya kadar gelip kuşatma yaklaşımı, bir nevi irademizi kırma hareketiydi. Bu konuda çok soğukkanlı ve sabırlı yaklaştık. Gerilim çatışmaya dönüşebilirdi, o dönemde üç arkadaş da şehit düştü. Bu arkadaşlar KDP’lilerle görüştükten ‘buraya niye geldiniz, ne dayatıyorsunuz, boğazımızı niye sıkıyorsunuz, bunu yapmayın’ dedikten sonra Türk savaş uçakları ile katledildi.

Buna karşı tepkili hareket edebilirdik ama etmedik. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu arkadaşların şahadetini bir diyalog, birlik, ilişki kurma vesilesi haline getirmek istedik. Ama olmadı, olmadığı gibi daha sonra Xinere’de sıkıştırmaya başladılar, oradaki eyalet komutanı şehit düştü. Bunların hepsi KDP ile bağlantılı. KDP ile Türk devleti, bizi Medya Savunma Alanlarından çıkarmak istiyor, anlaşmışlar. Orada da biz sağduyulu yaklaştık, yine çatışma yaşanabilirdi.

Kampların içine girmek istiyorlar ve sınır birlikleri komutanı Zübeyir’in sağduyulu ve diyalogla çözme yaklaşımı ile engellendi o da katledildi.

‘GERİLİMİ AZALTMAK İSTİYORUZ’

KDP’nin Gare’ye, Metina’ya, Haftanin’e güç yığması tasfiye planının parçasıdır. Haftanin ile birçok yere girecekti, olmadı. Şimdi KDP alanlarımızı kuşatmaya alıyor, askeri güç yığıyor. Biz bu gerilimi azaltmak istiyoruz. Niye güç yığıyorsun, gerillanın etrafını kuşatıyorsun. Gerilla savaş, askeri güç, onları kuşatırsan, kamplarına girersen ‘girme’ diyecek. Dayatırsan da bu bir provokasyondur, savaş başlatmaktır.

Mesut Barzani’nin açıklamalarından önce, ‘şunları, bunları yakaladık’ dediler. ‘Bizim irademizi tanımıyorlar’ dediler.

‘KDP SAVAŞI MEŞRULAŞTIRMA HAZIRLIKLARI YÜRÜTÜYOR’

Şu anda yapacağı savaşı meşrulaştırma hareketi, hazırlıkları yürütüyor. Aldığımız bilgilere göre, bazı Tevgera Azadilileri yakalamışlar, onlara baskıyla ‘KDP’lilere, KDP’li yetkililere eylem yapma hazırlık yapıyorduk’ dedirtmişler.

Tevgera Azadi yasal bir güç, ama onları da kriminalize ediyor. Çok kirli bir iş, bir savaşı başlatmak için gerekçe aranıyor. Bu açıktır, buna karşı biz tabi hep makul yaklaştık. KDP ile bir savaşımız, sadece bize değil, bütün Kürtlere zarar verecek. Bu savaşı Türk devletinin istediği açıktır. Türk devleti ‘ben bitireceğim’ diyor ve bitirme savaşı yürütüyor. KDP de Türk devletinin ‘bitirdim, nerde bir terörist varsa bitireceğim’ dediği dönemde devreye giriyor.
Türk devleti gerillaya, Kürt özgürlük hareketine karşı en yoğun saldırısını yürütüyor. PKK, Kürt özgürlük hareketi, gerilla Türk devletine karşı bu kadar yoğun savaşırken, ‘ben de tasfiye edeyim’ yaklaşımı var, etkisizleştireyim. Buna ne denir. Türk devleti Kürt düşmanı. Bunun en bariz örneği de referandum sürecinde yaşandı.

‘BİZ GÜNEY KÜRDİSTAN’I KORUDUK, KORURUZ’

Biz bu düşmana karşı savaşırken, o düşman da bizi bitirmek için her türlü imkanı kullanıyor. KDP’nin böyle yapması hangi vicdana sığar, kabul edilebilir mi? KDP ile çeşitli konularda fikir ayrılığımız var. Herkesle de var, YNK ile de var, başka partilerle de var. YNK’nin de bizimle var, bu normal bir durum. Ama biz en büyük Kürt düşmanı ile savaşırken, Kürt halkı Kuzey Kürdistan’da büyük bir direniş gösterirken, sadece Türk devletine yarayacak, düşmanlarına yarayacak, sonunda bütün Kürtlerin zarar göreceği bir yaklaşım içerisine girmesi kabul edilebilir bir durum değil.

Biz yapabilir miyiz böyle bir şey. Herhangi bir Kürt partisi belirli bir güce karşı savaşırken, zor durumdayken gidip vurabilir miyiz? PKK yapabilir mi, herhangi bir Kürt yapabilir mi ya da PKK böyle bir şey yaptı mı? KDP zor durumdayken yaptı mı?

İddialar var, bizim bazı yerleri aldığımız gibi, nereyi almışız, söylesin. DAİŞ’in saldırdığı 2014’ten sonra biz nereleri almışız, söylesin. Aksine Güney Kürdistan’ı korumuşuz, Hewlêr, Kerkük, Süleymaniye’yi korunmuşuz. İhtiyaç olsaydı daha da girecektik savaşın içerisine.

DAİŞ’e karşı mücadelede biz ne yapmışız, Güney Kürdistan’a destek vermişiz, korumuşuz. Kastettiği Şengal’dir. Gerilla Şengal’e gittiğinde kim vardı, karşısına kim çıktı, Irak mı vardı, peşmerge mi vardı, peşmergeler çıkınca bizimkiler gittiler. Hatta biz önceden gitmek istedik, başvurduk. Önderlik çok önceden uyardı, ‘Şengal’de Êzidîleri katliama uğratabilirler’ dedi. Biz önceden tedbir almak istedik, KDP de engelledi.

‘ŞENGAL İÇİN BİZE DEĞİL, KENDİNİZE ÖFKELENİN’

Bunların hepsi dünyanın gözü önündeyken ‘gitti PKK Şengal’i işgal etti’ dedi. Öfke Şengal’e. Bize niye öfkeleniyorsunuz, kendinize öfkelenin, kendinizin yarattığı bir durum. Şimdi Êzidîler de eski durumu kabul etmiyor.

KERKÜK’TE YAŞANANLAR…

Tabii, Mesut Barzani’nin açıklaması tamamen bir savaş gerekçesi. ‘Hükümetimizi tanımıyormuş’ diyor, öyle bir şey yok. Hükümette YNK de var Goran da var. Aksine hükümeti tanımayan kendisi.

Buradaki kazanımları korumak bizim görevimizdir, korumaya çalışıyoruz, halkımız öyle bilsin.
KDP’ye de şunu söyleyelim: Başur’da kazanımlara saldırı olduğunda çağrı yapın, ilk gelecek biziz.

KDP, YNK için yapmıyoruz, bütün Kürt halkı için yapıyoruz. Kerkük’te ne oldu? Kerkük Kürtler için önemli değil miydi? KDP, bizim Kudüsü’müz demiyor muydu, peki ne oldu, 2017’de hepsi bıraktı. Gerilla kaldı, direndi, ondan sonra baktı gerilla kimse yok, tek başına kaldı, en son çıktı.

Bu durumdan dolayı Irak bizimle kavga etti, Kerkük’te gerilla en son çıkınca Irak ile sorun yaşadık. Irak bize karşı düşmanlık yapmak istedi.

Bu gerçekler ortada değil mi? Gerillayı DAİŞ saldırısında kim çağırdı oraya, YNK’liler bizzat çardı, KDP’nin de bilgisi vardı, gerilla da gitti. O zaman niye demediler bunlar niye gidiyor.
Maxmur’da milisler direndi, diyor orda silahlı güçler var. Kürdün evinde her zaman silah vardır. DAİŞ gelmiş yaklaşmış Musul’u almış, orada da Maxmur halkı direnmedi mi.

‘MAXMUR’DA TEŞEKKÜR ETTİĞİ TEKOŞER GEVER, İSTİHBARAT BİLGİSİ İLE ŞEHİT DÜŞTÜ’

Ondan sonra da gerilla geldi, milislerle birlikte DAİŞ’e karşı savaştı. Şimdi Barzani’nin Maxmur’da teşekkür ettiği komutan kimdi? Tekoşer Gever’di, Behdinan’da şehit düştü. Nasıl şehit düştü? Oradan verilen istihbaratla hava saldırısında şehit düştü.
O zaman niye demedi ‘senin ne işin var burada’?

Bizim statüyü tehlikeye attığımız, dinlemediğimiz yalandır. Varsa buranın statüsünü dinlemeyen, Başur’un statüsünü, hükümeti dinlemeyen Türk devletidir. İşgal etmiştir, MİT cirit atıyor, örgütlenip güya PKK’lileri vuracaklar. Bazıları da işbirlikçilik yapıyor.

Biz tabii ki bu gerilimi ortadan kaldırmak istiyoruz. Biz KDP ile niye kavga edelim. Gerekçemiz nedir?

Biz böyle bir şey yapsak zarar mı görürüz, fayda mı görürüz, yapabilir miyiz? Aklımızı mı kaybettik. Gidip Hewlêr, Süleymaniye’yi alacakmışız. Bu saldırılarını meşrulaştırmak için Türk devletinin söylemleridir.

‘FAŞİSTLER DÖRT GÖZLE, PKK İLE KDP ARASINDA SAVAŞI BEKLİYOR’

Türkiye’deki bütün faşistler, iktidar dört gözle PKK ile KDP arasında savaşı bekliyor. Biz düşmanımızın dört gözle beklediğini yapar mıyız? Ama KDP Türk devleti ile ilişki içinde bizi kendi çizgisine getirmeye çalışıyor.

Askeri güç yığınağı devam ediyor, bu yönü ile savaş politikasından vaz geçilmiş değil. Eğer şu ana kadar bir çatışma olmadıysa, bu arkadaşların sağduyulu yaklaşımlarından dolayıdır. Kamuoyu da Kürt halkı da istemiyor. Biz çatışmadan kaçınıyoruz, KDP’nin sağduyuya gelip bu kuşatmayı bırakmasını istiyoruz.


Şu anda gerilla meşru savunma pozisyonundadır. Bir saldırı yapma yaklaşımı yoktur.

KDP bir de savaşı yaygınlaştırmak istiyor. KDP gelecek Gare’de gerillayı tasfiye etmeye çalışacak. Bunun karşısında Zap, Avaşin’deki gerilla ne yapacak, seyir mi edecek?

Her yere asker yığma, peşmerge gönderme yaklaşımından KDP vaz geçmeli. Hükümet değil, KDP gönderiyor. Peşmerge Bakanı bu güçlerden haberinin olmadığını söylüyor. Hükümet kararı ile olan bir yaklaşım değil. KDP, Goran’a, YNK’ye ‘biz hükümetteyiz, bizi destekleyeceksiniz’ biçiminde baskı yapıyor. Hükümeti dinlemeyen varsa o da KDP’dir.

Birçok alana asker yığmış, arkadaşlar çok yakın mesafeye geldiklerini belirtiyor. Neredeyse artık iç içe geliyorlar. Bu durumun ortadan kalkması lazım. KNK de açıkladı, herkesin eski bulunduğu yere dönmesi gerekiyor. KDP’nin bu yığdığı silahlı güçlerini çekmesi gerekiyor.
Gerillanın olduğu yerde bir sorun yoktu, petrol çıkarıyordu, işçiler vardı, çalışıyorlardı.

Şimdiye kadar çıkarıyorlardı, hiçbir engel yoktu. Gerilla ile petrol çıkaranlar yan yana oluyordu.”