Emeklilerin sendikal örgütlenme hakkını tanımayan devlet, bir emekli sendikasını daha kapadı. 2017’de kurulan ve kısa sürede hızla örgütlenen TÜM EMEKLİ-SEN (Tüm Emekliler Sendikası) da Ankara Valiliğinin talebiyle açılan davanın sonunda Ankara Nöbetçi İş Mahkemesi tarafından 30 Eylül 2020’de kapatıldı.

Sendikanın kurucularından olan ve Keçiören Şubesi başkanlığı yürütmüş olan Şükriye Ercan, emeklilerin sendikal mücadelesine dair şöyle diyor.


HAK MÜSAADEYLE DEĞİL MÜCADELEYLE KAZANILIR, EMEKLİNİN DE, İŞSİZİN DE, ÖĞRENCİNİN DE SENDİKASI OLUR

İnsanların yaşamlarını sürdürmeleri ve günlük ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaları gerekir. Çalışma süreçlerinde engellemeler, yok saymalar, haksızlıklar ve sömürü mekanizmalarının her türlüsüyle karşılaşırlar. Kapitalizm koşullarında emekçiler bu sorunlarla her zaman karşı karşıya kalırlar. Emekçiler bu sorunlara karşı mücadele eder, ilişkiler kurar, örgütleriyle birlikte mücadelelerini toplumsallaştırarak sürdürürler. Bu mücadele süreçlerinde zorluklar ve engellerle karşılaşmaları her zaman olasıdır. Karşılaşılan bu zorluklar örgütlü güç, demokratik işleyişe sahip örgütlerle aşılır. Kapitalizmle birlikte emek sermaye çelişkisi yoğunlaşmıştır, buna karşı emekçiler zorlukları aşmada sendikal örgütler aracılığı ile haklarını arar, yolsuzluklara karşı durur, demokratik haklarını kullandığı araçlarla işverenin karşısında kararlı duruşlarını gösterirler. Bu kararlı duruşlarını sınıf bilinci ekseninde oluşturacağı iktidar mücadelesine katkı sunacak sendikal örgütlerin işlevleri önemlidir. Bu örgütlere doğru önderlikle birlikte, somut koşulların somut tahlilinden hareketle oluşturulacak politikaların ve pratik mücadeleye önemli oranda katkı sunacağı bir gerçektir.

Sermaye hiçbir zaman emekçilerin haklarını dikensiz gül bahçesi misali sunmuyor. Emekçiler mücadele ederek alıyorlar. Sınıflar mücadelesi tarihi bize bunu göstermektedir. Yakın tarihimizde kamu emekçileri sendikal hak ve özgürlükler mücadelesindeki kararlı mücadele azmi sayesinde, kapı kulu mantığını yıkarak, sendika kuramaz denildiği dönemde bunu başarmış, sınıflar mücadelesi tarihinde yerini almıştır. Emekçiler grevli, toplu sözleşmeli sendikal mücadelelerine bugün de devam ediyorlar. Bu kazanımları birilerinin lütfetmesiyle değil, “HAK VERİLMEZ ALINIR” anlayışıyla hareket eden, FİİLİ VE MEŞRU mücadele hattının sonucunda elde ettiler.

Emeklilerin yoksulluk sınırında yaşamlarını sürdürdükleri bir gerçek. Sorunlarını çözmek için kamu emekçilerinin mücadele hattını ve sürecini takip ederek örgütlerini oluşturdular. Önemli olan sermayenin lütfetmesi değil, kendi güçlerine, dostlarına güvenerek yola koyulmalarından aldıkları güce dayanmalarıdır. Egemenler her zaman kendilerine itiraz etmeyen, sorup sorgulamayan kitleler ve örgütler isterler. Kamu emekçileri, emekliler, öğrenciler haklarını talep etmek için örgütlerini sermayenin karşısına diktiler. Hükümetlerin bu talepleri yok sayan tavrına rağmen dimdik ayakta mücadelelerini sürdürüyorlar.

Toplumsal her olayda, egemenlerin yasakçı ve yok sayan tutumlarını, inkâr politikalarına uygun olarak, toplumu uyutan açıklamalarda bulunduklarını biliyoruz. Bu açıklamalar biz emekçileri sınıf mücadelemizde geri koymaya yetmeyecek. Kapatmaları ve yok saymaları ilişkilerimizi engelleyemeyecek. Toplumsal her olay egemenlerin yüreğine korku salmaya devam edecektir. Emeklilerin örgütü TÜM EMEKLİ-SEN egemenlere inat yoluna devam etmekte kararlıdır.

Toplumsal mücadele kişisel ve kurumsal tatminler için yapılmamalıdır. Siyaset her yerde her zaman ve her yaşta yapılabilir ve birilerinin keyfine bırakılamaz. Siyaset aynı zamanda yaşamın kendisidir.

Sendika ve siyaset etle tırnak gibidir, birbirinden ayrılamaz.

ŞÜKRİYE ERCAN