Beylere kolaylık olsun diye… Yavuz Özcan

Read Time:7 Minute, 12 Second


Nasrettin Hoca, nutuk atmaya meraklı bir politikacıya, Tarih senden hiç söz etmeyecek, demiş. Neden ki Hoca? O kadar “Şerefli tarih, şerefli tarih” deyip durdun ki senden söz etmesi zorlaştı…

Mart ayı sonunda yine seçimler var. Memleket yine naralara, küfürlere, yalanlara, yeni icat propagandalara, palavralara, yani kısaca olmayacak tüm dualara amin süreci ile çalkalanacak.

Bende belediye başkanı olacaklara kolaylık olsun diye kendimce mütevazi bir nutuk metni hazırlığına başlayı verdim. Empati yaparak ben olsaydım neler söylerdim diye uzun uzun düşündüm ve işte size ortaya çıkan mütevazi bir nutuk provası metni:

Aziz yurttaşlar dikilsin başlar çatılsın kaşlar, sanmayın ki bizim tıraşlar zaman geçtikçe yavaşlar. Aziz yurttaşlar siz bize umut, biz size umut gerisini boşver hepsini unut. Siz bize oyunuzu verince bizde postu belediye başkanının odasına serince, tozu dumana katarak vaatlerimizi ihalelerden ve eş dostu bir yerlere yerleştirirsek, bir kaç ayakkabı kutusunu hazırlayıp hanımın çeyizleri içine koyarsak, zaman bulur vaatlerimizi tutarsak…… Siz bize umut biz size umut gerisini boş verin hepsini unutun.

Ana muhalefet partisinin lideri:  Aziz yurttaşlar hamdolsun ki Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında her bir şeyimizi tamamlamıştık. Bizim kurduğumuz bütün hükümetlerimiz iyi çalıştılar. Benim ana ocağımı bile kılıçtan geçirmişiz, Küdleri tarumar etmişiz meseleyi kapatmak için elimizden ne gelmişse yapmışız. Ancak bu son dönem hükümeti şükür etmeyi unutmuştur bu yaptıklarımıza. Neyse bu meseleye daha sonra dokunacağım…. Muhterem vatandaşlar; Aziz hemşerilerim bugün memleketimizin en önemli meselesi ve partimizin programında da açıkça belirtiği gibi, haklar ve özgürlükler meselesidir.

Medeni milletler seviyesine yüksele bilmemiz ancak her vatandaşın sofrasında bol miktarda biber bulunmasıdır. Ama hükümet biber yerine biber gazının yararını bizzat siz aziz yurttaşlarımıza her gün tattırarak biber yerine biber gazının daha faydalı olduğunu ısrarla sizlere söylemektedir.

Muhterem vatandaşlar bir önceki hükümetimizin sizlerin kıymetli oylarıyla 17 sene önce iktidara geldiğinde asayiş sorununu ve terör sorununu nerdeyse halledecekti ki verilen gensoruyla hükümetimiz düşürülmüştü. Sayın Ecevit 6 okun onursal başkanıdır.

Türkiye Komunist Partisi Lideri Kürsüde: Bir kaç kişinin taşıdığı dövizlerin üzerinde O harfi var yani iktidar partisinin liderinin sıfırlama konuşmalarını dünya aleme afişe ediyorlar. Parti başkanı önce gırtlağını temizlerken iki sıfırlı dövizi taşıyan partili yan yana geldiğini görünce arkadaşlar lütfen dövizleri taşıyan arkadaşlar birbirinizden uzak durun yoksa OO hela anlamı çıkıyor bu bize yakışmaz biz eleştirilerimizi şiirsel yaparız.

Değerli halkımız: Günlerce bakıttın beni yoluna, Neredesin ecel gayri gel götür, Dost bilip girmezsem eğer koluna, Düşmanın say beni, hasım ol götür. Yaşadım yazdığın kara yazgıyı, Yeter, çek altına kalın çizgiyi,
Ömrümce dinledim yanık ezgiyi, Şimdi ister davul, ister zurna çal götür.

Akıl ermez sırdır vücut yapısı, Mevla’dır sahibi, olmaz tapusu, Can evinin açık durur kapısı, Gir içine, usul usul al götür.

Meydan okudun hep bilime, fene, Nice koç yiğidi sardın kefene, Yetmiyor mu gücün, aciz bedene, Yetmez dersen, parça parça böl götür.

Sağken aratmadı dostlar, hasmımı, Dost eline koyma benim cismimi,
Bilmiyorsan adres ile ismimi, Yoldaş diye sora sora bul götür

Iktidar Partisi: Aziz yurttaşlar dikilsin başlar, çalınsın zurnalar, başlasın sloganlar. Diyorlar ki bunların döneminde yandaşlar peydahlanmış memleketin dağı taşı yandaşlardan geçilmiyor.

Muhterem vatandaşlar şimdi bunda ne var. Elbette memleketin çetesi de olacak, yandaşı da olacak, havuzu da olacak. Memleketin her bir şeyi olmalı ki bir eksiklik hissedilmesin. Peki, memleketin polisi jandarması yokmu, var. Peki, jandarma ve polis ne işe yarar. Değerli vatandaşlarımız tabi ki olacak polisi de çetesi de, yandaşı da. Polisin işi ayrı, çetenin işi ayrı, yandaşın işi ayrı.

Allah her bir kulunun rızkını ayrı bir yoldan veriyor? Doktorlar var diye hastalar yok mu? Doktoru da var çok şükür hastası da….. İşte bunun gibi yandaşın işi başka polisin işi başka. Kimse kimsenin işine karışmaz….. Karışmaz dedikse, arada bir karışır….. Peki kim karışır aziz vatandaşlar. Yandaşlar polisin işine hiç karışmaz, ama polisimiz yandaşın işine karışır. Ne gibi diyeceksiniz şimdi. Ne zaman ki yandaşın işini polis yapmaya kalkışır…. işte o zaman düzen bozulur…. Şimdi bazı vatandaşlarımız şaşıracaktır. Niye şaşırıyorsunuz sizin yaşadığınız şu şehirde hırsız, dolandırıcı yokmu var, peki polis yok mu oda var. Bak gördünüz mü polis de var hırsız da var. Herkesin rıskı ayrı yoldan kurban olduğum Allah böyle buyurmuş…. Dünya’nın düzeni bu aziz vatandaşlarım. Bak polisimiz 17-25 Aralıkta ayakkabı kutularıyla oynamaya kaktı ne oldu düzen bozuldu.

Sevgili vatandaşlarım bir dolandırıcıyla, başarıp zengin olmuş insan arasındaki fark, dolandırıcının tam başaracağı sırada yakalanmış olması, başarmış olanın da dolandırdığı sırada yakalanmamış olmasıdır. Bunu bizimkilere anlattım ama anlamadılar takmış 700 binlik saati meclise geliyor yuh yani. Bunlar beni anlamıyorlar. Alkışlar çalıyorlar ama çalışıyorlar sesleri…….

Küçük Ana Muhalefet Partisi Lideri:  Muhterem vatandaşlar iktidar bize ver yansın yapıyor. Neden çünkü düdüğü ele geçirmişler. Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka, güçlü olabilmek için şu iki şeye sahip olmak lazım: Biri düdük, biri de koltuktur aziz vatandaşlar. Birinin üstünde oturan, öbürünü eline geçiren otoriter adam sayılır.

Koltuğa oturup otorite sağlamak zorsa da, bir düdük ele geçirip öttürmek kolaydır. Düdük siz değerli vatandaşlara emretmek, söz geçirmek için bir silahtır. Bir polis memuru düdüğü öttürdüğünde araba zınk diye durmaz mı? Durur. Düdüğün düdükler üzerindeki etkisi büyüktür. Taa çocukluğumuzdan beri düdük sesine itaate alıştırılmışızdır.

Tabi haklı olarak nerede bu ÖDP dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin onları atlamadım, bilakis kendileriyle röportaj yaptım.

Yıllar önce Ufuk Uras beyle uzunca bir röportaj yapmıştım. Sorular değişik ve güncel olsun diye bir kez daha röportajı okudum ki daha can alıcı sorular sorayım. Dediğim gibi yaklaşık 16 yıl öncesiydi bu görüşme yapılalı. O gündür bu gündür ÖDP hakkında bilgimde o yıllara aittir. Madem tüm Partileri yazdım onları da yazmam gerekir deyip telefonun numaralarına işaret parmağımla basmaya başladım. Ha şunu da hemen belirteyim telefon tuşlarına dokunmadan önceki gece oturup aşk üzerine ne kadar kitap varsa karıştırdım. Mahcup olmayayım diye tabi ki.

Telefon uzun uzun çaldıktan sonra neyse ki cevap veren bir bayan çıktı. İsmimi ve mesleğimi söyledim.

Konu neydi beyefendi diye sormaz mı? Yoksa anladı mı diye sarardım bozardım şey şey dedim. Neyse ki fazla üstelemedi de rahatlandım. Sağ olsun başka soru sormadan Alper beye bağladı telefonu. Alper Bey dedim ben sizinle bu aşk meselesini görüşmek istiyorum. Ne aşkı. Hani şu bildiğimiz aşk. Sizin partiye diyorlar ya aşkın ve devrimin partisi o meseleyi. Ha o mesele mi buyrun tabii tabi biz seni tanıyoruz demokrat biri olduğunu biliyoruz. Sizi geri çevirecek değilim siz buyrun istediğinizi sorun ben cevaplarım.

Alper Bey, yani şu sizin aşk olayı Yunus misali platonik midir, yoksa Ferhat gibi fiillimi, yoksa Sokrates’in söylediği gibi bir yerinden başlamak sözünden esinlemek midir? 

Sayın kardeşim, en son söylediğiniz Sokrates misali bizimkisiyle çakışıyor. Zaten ilhamı da o sözden aldık. Önce size partimizin amaçlarını ve çalışmalarını aktarayım: 6. kongredeki ayrışmadan sonra ÖDP koordinatlarını yeniden belirledi ve önüne bir takım hedefler koydu. Şimdi bu geçiş süreci bizim açımızdan bitiyor. 7. Kongreden sonra ÖDP yeni dönemi örgütleyecek. Sadece kendisiyle yetinmeyecek; solun diğer özneleriyle de ortak bir süreci örgütleyecek. Bu konuda bir adım daha atarsak görevlerimizi yapmaya başlamış olacağız. diyerek uzun bir değerlendirme yaptı ama aşk konusuna hiç değinmedi.

Ben bir kez daha hatırlatınca aşk konusuna dokunur dokunmaz sesi telefonun tellerinde dalgalanmaya başladı. Bakın ben bu konuyu toplantılarda da sık sık belirtiyorum. Gazetelerin yazdıkları gibi, öyle bastır aslanım gibi sloganlar hiç toplantılarımda bağırılmadı. Ama güzel giyimli bayanların yüzlerinde aleni gülümsemeler oynaştı, losyon kokulu baylar tombul ellerini traşlı saçlarının arasına daldırıp şöyle bir gezdirdi. Varsın yapsınlar değil mi kardeşim, kime ne zararı var ki değil mi ? Adamın o anda kafası da kaşınmış olamaz mı ?

Neyse ki sözü dolandırıp punduna getirip Sokrates meselesini açtı. Efendim sizin de demin belirtiğiniz Sokrates meselesi çok önemlidir bizim için, öğrenciler Sokrates’e kadınların eli niçin öpülür? diye sormuşlar. Bu çetin soruyu üstat aniden ve müthiş dolayısıyla tarihi bir yanıtla karşılamış. Yanıt şöyleydi: bir yerinden başlamak gerekir demiş. Bu doğru bir belirlemedir ve ÖDP’de tıpkı üstadın belirttiği gibi mücadeleye bir yerinden başlamak gerektiğine inanıyor.

Sanırız bu benzetme bundan sonra kimsenin aklından çıkmayacak. Dolaysıyla herkes mücadeleye bir yerinden hemen şimdi başlayacak. ÖDP çok sayıda bileşenden oluşuyor. Her bileşenin otuz yıllık bir geçmişi var. Gene de bir yerinden başlamak için Sokrates’in o sözünü tarihin derinliklerinden bulup çıkarmak gerekiyor. ÖDP’nin yola çıkarken niçin aşktan söz ettiği de böylece bu açıklamamla yeni bir açıklığa kavuşmuş oluyor.

Yani Sokrates döneminde aşkın ellerin öpülmesiyle başladığı oldukça tartışmalı bir konu değil mi, yoksa ben mi yanılıyorum ?

Evet siz yanılıyorsunuz. Araştırmalar bunu açıkça ortaya koymuştur. Belgelerin hele aşk konusunda yanıltıcı olduğu asla düşünülemez üstat Sokrates mutlaka söylemiştir o sözü ki, tarihte yazıyor.

Ama iki bin yıl önceki aşkların hangi temaya vurgu yaptığına ilişkin bulgular oldukça yetersiz değil mi ?

Hayır, dönemin heykellerinde vücutlar çıplak. Buradan hareketle insanoğlunun çok uzun bir dönem boyunca tema tercihi yapmaksızın global bir yaklaşım içinde bulunduğu düşünülebilinir. Zaten Sokrates’in sözündeki bir yerinden başlanmalı ifadesi mutlaka bilinen aşklardan başlamak gerektiğine göre, bu başlangıç mevkii niçin solculuk, ilericilik olmasın gibisinden bir anlama da kapıyı açık bırakıyor.

Peki HDP ile bir birliktelik olacak mı? 

Tabi ama ben şimdilik Beyoğlu’ndan aday yapıldım CHP tarafından. HDP’nin tavrına bakacağız.



 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: