Seçimleri Kim Kazanacak? Nami Temeltaş

Read Time:3 Minute, 27 Second


Hıristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi

2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olmasıdır

Joseph Goebbels

DA0CB6DD-95ED-4243-8CF9-DCD57CE0FC73

Ülke gündemi yerel seçimlere odaklanmış erçekanlamda seçimlerden umutlu olan iki taraf var. AKP ve HDP.

AKP, iktidarını güçlendirmek, onaylatmak, güven tazelemek ve bozulan ekonominin halka yansıyan verilerini seçim halısının altına süpürmek gibi bir takım arayışlar içinde.

HDP ise, kayyumlara kaptırdığı belediyeleri geri almayı, gücünü tazelemeyi ve güç gösterisi yapmayı hedefliyor. Hem de defalarca ve son olarak da Yozgat’ta yaptığı seçim konuşmasında yeniden kayyum atayacağını duyuran partili Cumhurbaşkanına rağmen!

Yozgat’ta yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı, Benim vatandaşım geri almana fırsat veriyorsa, bak söylüyorum devletin verdiği imkanları siz Kandil’e gönderecek olursanız hemen anında hiç beklemeden yine biz kayyumlarımızı atarız. Ve sizlerle yola devam etmeyizdemişti.

Seçimlerde oy verenler değil sayanlar kazanır! Bu defalarca gözlerimizin önünde ispatlandı. Anayasa referandumunda, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Millet Vekilliği seçimlerinde hep oyu sayanlar kazandı. İtiraz eden oldu mu? Hayır. HDP de dahil hiçbir parti itiraz etmedi sonuçlara!

Bu durumda yeniden ve yeniden sandığa gitmenin anlamı var mı?

Seçim gibi yalancı umutlarla bizleri besleyenler, gözlerimizin içine baka baka yalan söyleyip tüm değerlerimizin üzerine oturanlardır. O kamusal değerler pazarlanırken ses çıkardık mı?

Seçim denilen yalancı umutlar ancak yıllardır kanayan vicdanımızın keline, seçim sonuçlarına kadar ufak bir mehlem olur! Onun dışında hiçbir işe yaramayacaktır.

Kimi tercih edersen et, kime oy verirsen ver, sonuçları belirleyenler, yaşamsal ömürlerini tamamlamalarına rağmen görev süreleri uzatılan oy sayıcılardır. Onlar ki tarihin ve dünyanın en hızlı oy sayanlarıdır. Onlar ki yasaları bile tanımayanlardır. Onlar ki seçimler bittikten sonra bile “mühürsüz oyları” geçerli sayanlardır.

Bir de üzerine, Suriyeli yeni vatandaşlarımızı ekle!

Bir de üzerine ölmelerine rağmen yaşatılanları ekle!

Bir de üzerine bir hanede gösterilen yüzlerce kişiyi ekle!

Sistem hazır. Oyları sayacak olanlar hazır. Fazladan gerekli olabilecek nüfus hazır. Suriyeli vatandaşlarımız hazır. Ölüler bile hazır! Hatta yanlışlıkla birkaç belediyede kazanıp sevinecek olursan, kazanacağın belediyelere atanacak kayyumlar da hazır!

Sen bütün bunlara rağmen seçimden umutluysan, cehennemde bile serinleyecek yer arayabilir, huri bekleyebilir, sırat köprüsünden geçmeyi kafaya koyabilirsin, çekinme.

Geçtiğimiz yüzyılın başlarında, “Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı” demişti Emma Goldman ve haklıydı da.

Diktatörlerin birçoğu halk tarafından seçildi. Mesela Hitler! Hitler’in propaganda bakanı Goebbels sistemin nasıl işleyeceğini de daha başında söylemişti. ‘’Bir defa iktidarı aldıktan sonra, onu asla vermeyeceğiz; bakanlıklardan bizim ancak ölülerimizi çıkarabilirler,’’

Bu ülkede bunun farklı işleyeceğini, farklı sonuçlar alınacağını, seçimlerle iktidarı düşüreceğini iddia edebilecek olan var mı?

İktidarda kalabilmek için kendilerinin dışında herkesi terörist olarak suçlayabilen muktedirlerin basit bir seçimi kaybedebileceklerini düşünmek saflık olur.

Baskıyı arttırıp muhalefeti yok edebilmek için hukuku bilmeyenlerin bile okuduğunda “saçmalık” diyebileceği iddianameleri yazmaktan, uygulamaktan ve ceza vermekten utanılmayan bir dönemdeyiz.

Hukuk, adalet be yasalar en son düşünülecek maddeler haline geldi, getirildi. Muktedirler bunları kendilerine göre istediği şekilde kullanabiliyor. Hukuk uygulayıcıları iktidarın memurları olarak çalışıyor. Kararlar mahkemelerde değil muktedirlerce veriliyor ve bu karar mahkemelerde sadece okunuyor!

Cezaevlerinde yüzlerce hasta mahkûm ölümü bekliyor. On binlerce öğrencinin eğitim hakkı gasp edilmiş durumda. Yüz binlerce insan yargılanmadan işlerinden atılıp, başka işte çalışmaları da engellenerek ölüme mahkum edildi. Taciz ve tecavüz o kadar olağanlaştırıldı ki gözaltı sırasında açıkça yapılan taciz bile bakan tarafından savunulabildi.

Ülkede yağmalanmayan toprak parçası ve toplumsal değer kalmadı. Tüm fabrikalar satıldı. Tarım ve hayvancılık bitirildi. Üretim dışa bağımlı hale getirildi. Savaş sanayi büyütüldü ve bu sanayinin büyüyüp verimli olması için savaşlar çıkartıldı. İşsizlik gelebileceği en üst seviyeye dayandı. Yoksulluk da aynı koşullarda!

Yap işlet devret modelleriyle yaptırılan hava limanları, yollar, köprüler, şehir hastaneleri ve elektrik santrallerine verilen taahhütlerle ülke geleceği ipoteklendi. Son değerler ise kurulan Varlık Fonu kapsamına alınarak borçlar için teminat haline getirildi.

İktidara karşı gelmenin veya eleştirmenin bile suç haline getirildiği noktada hiç kimsenin gelecek konusunda garantisi yok!

Seçimler sibop görevi görüyor. Yaşanılan sıkıntılarla patlama noktasına gelmiş ama nasıl patlayacağını bilemeyen toplumsal muhalefeti, yarattığı umutla dizginliyor! yine de seçimlerden sonra ise tufanın kopacağı konusunda oldukça büyük kaygılar da mevcut.

Yıkılmak üzere olan ekonomiyi seçimlere kadar payandalarla ayakta tutmaya çalışan muktedirlerin kırık dökük payandaları seçimlerden sonra kırılacak gibi! Ondan sonra da tufan ve bırakın Nuhun gemisini, ufak bir kayık bile yok, bizi kurtaracak!

Makarna ve kömür yardımını bile yapamayıp 250 gramlık çay ve kenevir poşet dağıtan muktedirlerin ekonomik olarak ne kadar zorda olduklarını görmemek için kör olmak gerekir ki o kadar da körüz!

Ve seçimlerden umutluyuz!



Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: