Cemil HAYRK Yazdı: DOLAR TANRISI MI, YALAN TANRISI MI?

Read Time:4 Minute, 25 Second


Cemil HAYEK- Mezopotamya24

Erdoğan bir taş attı, Türkiye’nin tüm ekonomistleri kaldıramıyor. Herkes sorumlu, kendisi hariç. Hukukta herkes, yetkisi kadar sorumlu olur. Beyefendi her yetkiyi kendine bağladı, ama suç, hep başkalarının. İçerde yeterli suçlu bulunmazsa, dış düşmanlar var diyerek, dışarıda suç arar.

Erdoğan, bir sultanın sahip olacağı her yetkiyi eline aldı, sadece şimdilik adı sultan değil. Sultanlar bir savaşı kaybettikleri zaman idam edilirlerdi, ama bizimki idamı başkaları için istiyor.

Erdoğan çok yetenekli olduğu için, tüm yetkileri eline aldı. Aslında kendisi çok başarılı, sadece ne yaptı ise, başarısızlığa uğruyordu. Keskin bakışları ile o kendi başarısızlığını görebilirdi ama başkası değil, çünkü bu yetki ve sözde yetenek, sadece onda var.

BİR CAHİL SULTAN

Kral çıplak olamazdı.

Kralın donu her dolandığında, yayın yasağı çıkıyordu, halkın ‘Çıplak’ diye bir terbiyesizliği olmasın diye. Çünkü kralın apış arasını görmek, haşa terbiyesizliktir, orasına bakılmaz, orasına sadece kıl olunurdu.

Türkler gibi, dost değil, çıkar arayan Amerika, sonunda Erdoğan’a kıyar gibi oldu. Erdoğan’a komşuları yardıma koşuyor, oysa kendisi, her komşunun yangınına ateşle gidiyordu. Ezeli düşmanı Rusya, her zaman gibi yardımına koşuyor, Acem dedikleri İran yardıma koşuyor; Irak’ta koşacak, Suriye’nin şimdilik çalınan patatesleri yetiyor.

Dünya bizi kıskanıyor. Biz öyle kahraman bir milletiz ki, krizlere, yani kazıklara alıştık. Bununla övünecek başka bir millet var mı?

Amerika, ısıracağını önce komşularına düşman eder, yalnızlaştırır; Oysa Türkiye’nin hala yardımına koşacak bir komşu bulması, inanılmaz bir şans.

Türklerin de artık bir mitolojisi var. Yunanların yaratamadığı bir tanrı yarattılar: Yalancıların Tanrısı; Böyle tanrıyı ne Mezopotamyalılar yaratabildi, ne Mısırlılar; İşte dolar karşısında Erdoğan’ın, kendi deyişi ile, Allah’ı varmış; Adı, Yalancılar Tanrısı. Bu tanrı onun dolarlarına dokunmaz ama başka dolarları yakarmış.Türk Lirasını taharet kağıdına çevirmek isteyen dolar, yalancılar tanrısı tarafından sünnet edildi mi, koparılan parça da, bereket getirecek, ekonomimizi kurtaracak! Maşallah ve bi izni İlah-ı Kezzab!

Dolar’ı tanrılaştırmıştınız, Dolar’la yüzdünüz, Dolar’la ayakkabı kutuları doldurdunuz, Dolar’dı paranın alası, şimdi oldu başınızın belası.

DIŞ DENGELER DE DEĞİŞİYOR

Tipik kukla yönetimdir bizimki;  Çökerken bile ABD’ye karşı siyaset uygulayamıyor. Türkiye Suriye’deki Amerikan üslerinden rahatsızsa, neden Amerika’ya ‘Ya Türkiye’deki üsler, ya Suriye’deki üsleri birini seç!’ demiyor? Bu iş burada biterdir.

Türkiye İran ve Rusya müttefikliğini kabul etmek zorunda olduğuna göre, neden İsrail’i koruyan ve Türkiye savunmasına karşı zerre kadar yararı olmayan Kürecik üssünü kapatmıyor?

Erdoğan, idam sehpasına yürümekte olsa bile, Amerikancılıktan vaz geçmeyecek. Orta Doğu’nun tipik Amerikan kuklası böyle olur.

Suriye konusunda da, daha Amerika çekilmeden, İdlipve Afrin’i Suriye’ye teslim ederek, stratejik önemini ortaya koyabilirdi, ama göbekten Amerika’ya bağlı bir idare, sadece içerde bağırıp, dışarda icazet arayabilirdi.

TEK ALTERNATİFLERİ FAŞİZMDİR

Bu siyasetin doğal sonucu olarak, bu borç ve ekonomik baskılar içerisinde, ya vatansever bir devlet direnebilir, ya da herkesi susturarak, faşizmi ilan eden bir devlet oluşturulur.

Halkaları kucaklayan bir devlet, soyguncu ve eli kanlı bir devlet olamayacağına göre, geriye faşizmi ilan etmek kalıyor. Emaresi de, gerçekleri halka anlatan kalemleri susturmak, içerideki halkı daha da aptallaştırmak olacaktır. Basına ve sanal alemdeki yazılara gösterilen faşist cezai uygulamalar ve halkın avukatlarını tutuklamalar, bunun en basit örneğidir.

Çökmekte olan devletlerde vatanseverle, son bir hamle yaparak, diktatörleri yıkmağa çalışırlar; Erdoğan bunu fark ettiğinden, her köşeye bir adamını koymuş, tüm kadroları ele geçirmiştir. Ancak böyle badirelerde, dostluklar derhal çözülmelere dönüşür, özellikler şaibeli dostların çakal dostluğu böyledir.

Erdoğan bunu da biliyor.

Yol arkadaşlarını yolda satan Erdoğan, en yakın arkadaşlarının bile kahramanlaşmak sevdası ile kendisine karşı döneceklerini bildiğinden, kendi cürmüne bulaşan, ülkeyi satan ve savaşlara sokan devlet katındaki yolsuz yoldaşlarına cürümden birer pay vererek, hukuken kendilerini suçtan kurtaramaz hale getirdikten sonra, onları aynı devletin enkazı altında kalacak olan şaibeli kadrolar haline getirerek, devlet kadrolarını doldurma yolunu seçmiş, sonuç olarak bir çete devleti kurarak, diktatörlük, haramilerin hamisi olarak boy göstermiş ve tüm haydutları aynı şekilde yargılanma tehdidi ile karşı karşıya getirerek, o kadroları diktatörlüğe mahkum etmiştir.

Ekonomik anlamda da çöküşe giderken, yandaşları kayıracak devlet desteği ile istediği şirketi kurtaracak, istediği şirketi de iflas ettirip, ele geçirebilecektir. Sırıtan, alternatifsiz, birikimsiz damadın yeni ekonomik modeli, bundan ibaret olacaktır. Çöken, yandaşlar değil, devletin kendisi olacak, altında kalanlar da, yoksullar olacaktır. Bu ekonomik sistemin de adı, faşizmdir.

Bu durumda yapılacak her teşhir için, devletin bekası öne sürülecek ve kitlelerin suskunlukları, cezai tehditlerle daha da baskı altına alınacaktır.

Parti muhalefetleri, devleti kurtarma bahanesi ilediktatörlüğe alternatifler sunarak, bir seçilmiş soytarılar meclisine dönüşmüştür. Bu sözde meclise ek olarak,kaçak sarayda da, atanmış bir de yalakalar meclisi eklenmiştir.

Saray, itibarını arttırmak için, kaçak saraya ek olarak, yazlık sarayını eklemiştir. Böylece her sultan gibi, halkın yoksulluğuna gaddarlıkla cevap vererek, yoksullar karşısındaki ezen pozisyonunu, el öpme kültürüne aşina halka karşı elini güçlendirerek, refahına refah katmıştır.

Bu durumda halkı bir birine kırdırmalar yolu ile ve hukuken savunmaları imkânsız hale getirerek, halkın savunma, örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldırmıştır.

Düşüncesi basitçe, ‘En iyi savunma, saldırmadır!’ yolundan giderek, halka saldırmak, diktatörlük kurup, hukuku ortadan kaldırarak, korku ile yönetmektir.

Bunu hazmeden halkın bulunduğu devletin ömrü, sayılı olur.

Ya devleti halk olarak ele geçirirsiniz, ya da yoksulluktan yok oluşa kadar uzanan koşuya katılırsınız.

Bunun dış boyutuna geçilse, başka bir makaleyi fazlası ile doldurur.

Kitleleri kırdırmalar, hapis ve işkenceler artacak, etnik farklılıklar hedef alınarak, aydınlar ülkede barındırılmayacak, Kürtler ve Aleviler günah keçisi ilan edileceklerdir.

Susmak ya da direnmek ayırımında seçim sizin; Ama faşizm için değil.

Hiçbir halk bu sefalete bu kadar sessiz kalamayacağına göre, hiçbir halkın kaldıramayacağı sefalete de razı olmalısınız.

Ona da mı alışacaksınız?

Cemil Hayek

14. 08. 2018



Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .