Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan-NE ZAMAN DEVLETLEŞECEĞİZ?

Read Time:2 Minute, 59 Second


808B6F73-87CE-455C-B4D8-77DC57262F82
Hasan H. YILDIRIM & Hüssein ERKAN

Biz Kürdler milletleşemiyoruz. Doğrusu milletleşmek istemiyoruz. Milletleşmek, hakın olan uğrunda savaşmaktır. Bunun öncesi, bunu programlamaktır.

Kürdlerin savaşma sorunu yoktur. Korkusuzdurlar, kahramandırlar, ölümle dansa dururlar. “Dünya ordusuyuz” diyen militer güçleri madara edecek kadar da disiplinli, organizelidirler. Kürdlerin kayp alanı burası değildir.

Kürdlerin kayıp ettiği alan siyasal alandır. Milletleşmek için bir plan projeleri yoktur. Her millet gibi devletleşme hakkı uğruna savaşma dertleri yoktur. Kendilerinden öte, ezeli düşmanlarını kurtarma telaşındadırlar. Onları demokratikleştirme derdindedirler. Düşmanların da bir türlü demokratikleşeceği yoktur. Savaşır, savaşırız, ağır bir bedel de verir, İnsan ve coğrafya olarak tahrifatlara da uğrar, tekrar başa döneriz.

Bir değil, yüzyıllardır tekrarladığımız bu! Oturup düşünmeyiz. Niye böyle diye? Alışkanlığımızı terketmeyiz… Bu da yetmez, kendimize bol bol “kardeş“ siparişi veririz. Sipariş ettiğimiz kardeşlerimizise bizi tarihte yok etmek için her yol ve yönteme baş vurduğunu bilsek de görsek de bindiğimiz eşekten inmeyiz. Hani “din kardeşiyiz“, “sınıf kardeşiyiz“ ya Sonuçta payımıza bir şey düşmeyeceğini bilsek de bu sevdadan vaz geçmeyiz.

Dünya’da ne böyle bir millet var, ne böyle bir düşünce. Bir tek Kürdler’de olan bir durum. Her canlı bile cemaatini kurmuş, kendine ait bir dünya var etmişken gel görki Kürdlerin yok. Efendisiz yaşamamayı içselleştirmiş. Köleliği kanıksamış. Devletleşmek istemiyor, “köle olma neyime yetmiyor” deyip duruyor.

Oysa ki kendini silkelese çağdaş milletler içinde bir yer edinebilir. Ki böyle bir şans da ayağına gelmiş. Dünya gücü alanına gelmiş, kendisini stratejik müttefik ilan etmiş gibi bir avantaşa sahip. Bunun ne demek olduğunu kavrasa devletleşmek için önlerinde bir engel olmadığını görecektir.

Kürd siyasal güçlerine ve hele güçlü olanlara bakın. Kürd millet düşmanı sömürgecilerimiz adına, Kürdleri kontrol etmek için birer araca dönüşmüşler. Kimi İran’a, kimi Türkiye’ye, kimi Irak’a, kimi Suriye’ye veya hepsinin Kürdistan’daki birer bürosu olup çıkmışlar. Onların politikalarının verenleri olmuşlar. Onları “demokratikleştirme,“ onlarla birlikte “ortak vatan,“ “ortak yaşam“ örgütleme tam da budur.

Kürdistan’ı bağımsızlaştırmayı bir yana bırakmışlar. Kürd kanını içmekye doymayan bu barbarların şahsında, “kardeşlik, dostluk, stratejik müttefiklik,“ gibi haller keşfetmişler. Bunların gereklerini de politika edinmişler.

Sanki Kürd/Kürdistan’ı uzaylılar bölmüş, kendi aralarında paylaşmış, Kürd millet egemenliğine el koymuşlar. Kürd’ün varlığını sanki onlar inkar etmiş ve sanki onlar Kürdleri soykırımdan geçiriyorlar.

Bu ne biçim bir mantık? Düşünüyoruz. Buna bir anlam veremiyoruz. Dahası, bu mantık ne zamana kadar politika edinilecek? Kürdler, ne zamana kadar köleliği kendine “kader“ bilecek? Kendisi için ne zaman ayağa kalkacak? Kendisi için ama? Sömürgecilerimizle ortak vatanmış, ortak yaşammış sevdasından ne zaman vaz geçecekler? Bu sevdadan vaz geçilmediği müddetçe, köle kalmaya mahkumdurlar.

Bir şansımız var ama… Dünyanın süper gücü ayağımıza gelmiş. Ülkemiz Kürdistan’ın merkezinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasını, yeniden dizayen etmeye çalışıyor ve bu konuda samimidir, isteklidir, bu plandan vaz geçeceği de yoktur.

Kendine bu konuda en yakın müttefik güç olarak, İsrail’den sonra Kürdleri görmektedir. Bunu inkar da etmemektedir ki gereğini de yapmaktadır. 1991 yılından bu yana, Kürdleri çok ileri bir mevziye taşıdığını da hepimiz görüyoruz fakat bunun hakkını vermiyoruz. Sömürgecilerimize yönelen, bizi müttefik ilan eden, bizi statü sahibi yapan ve etmeye çalışan ABD’ye kuşku ile bakıyoruz ama sömürgecilerimizle iş tuttuyoruz!

ABD, biz Kürdleri devletleştirmek istiyor ama biz tuturmuşuz, sömürgecilerimizi “demokratikleştirme“ye çalışıyoruz. ABD ile ilişkilerimizi ete-kemiğe büründürmemiz gerekirken Ankara, Tahran, Bağdat ve Şam’ı mekik dokuma alanına çeviriyoruz. Onlara, “din karşeşi,“ “sınıf kardeşi,“ “ortak vatan,“ “ortak yaşam,“ deyip duruyoruz.

Bu olacak iş midir?

Bu politika devam ettirilirse korkarız ABD’de bizden bıkar, “ne haliniz varsa görün” der ve bizi çok “sevdiğimiz“ sömürgecilerimizle başbaşa bırakır.

Kürd siyasal güçleri, aydınları, halkı, istediğiniz bu mudur?

Istediğiniz buysa sonra kapı kapı dolaşıp, Türkler, Farslar, Araplar bize baskı yapıyor demeyin!

30 Nisan 2018



 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: