Demokratik Ulus ve “kendi kaderini tayin etme hakkı” /Ömer AĞIN YAZDI

Read Time:2 Minute, 56 Second

IMG_2471



Bu iki kavramın diyalektik olarak iç içe oldukları biliniyor. Bilinen bir gerçek daha var ki, her toplumsal olguda olduğu gibi bu olgu da; zamana, mekâna ve tarihsel süreçlere bağlı olarak farklı biçim ve içerik taşıyor. Toplumlardaki çelişkiler, sorunlar ve sınıfların karşıt “konumlanma” biçimleri somut duruma göre içerik ve biçim alır. O nedenle “ulus” ve “ulusal devlet” kavramları sonuç itibariyle burjuva karakter taşıyan bir içeriğe sahiptir tespiti yapılmıştır. Ancak bu özelliğinden dolayı her zaman ve her koşulda bu kavramlara ilgisiz kalınacağı ve reddedilecekleri anlamı da çıkarılmaz.

Bu tanımlamada özenle dikkate alınması gereken, halkların “kendi kaderini tayin etme hakkı”ndan ne anlaşıldığıdır. Kuşkusuz toplumsal sorunların çözümünü temel alan duruşların mihenktaşı olması koşuluyla… Günümüzde “klasik ulus” kavramı yerini “demokratik ulus” kavramına bırakmıştır.

“Demokratik ulus”, “kendi kaderini tayin etme hakkı”nın ne olduğuna yeni bir tanım getirmiş ve toplumsal bir içerik kazandırmıştır. Demokratik ulusun en önemli özelliği: Ahlaki ve politik duruşların öne alındığı mücadele yöntemiyle kazanılan ve her türlü hegomonik yapıların reddine dayanan bir içerik taşıyor olmasıdır. Böyle bir içerik ise ancak ve ancak demokratik birlik oluşturularak kazanılır. İşte “klasik” bir ulus ile “demokratik bir ulus” arasındaki öz farkı da burada yatmaktadır.

“Demokratik birlik” oluşturmamış bir halkın kendi kaderini belirlemesi, hele hele “demokratik modernite”yi örmesi olanaksızdır. Çağımızda ulusların kendi kaderlerini tayin hakkından anlaşılması gereken ve hiçbir şekilde ertelenemez olan özellik budur. Bu içerik kavranılmadan ne ulusal birlik sağlanabilir, ne de “bağımsız devlet” olunabilir.

Şimdi net konuşalım: Kürtler açısından tarihsel durum nedir? Yüz yıla yakındır Kürt coğrafyası parçalanmıştır. Kürt coğrafyasının parçalanmışlığının Kürtler arasında yarattığı en önemli olumsuzluk: Kürdistan’ın her parçasında yaşayan Kürtler arasında derin olmasa da farklı bir “ruhi biçimlenme-psikoloji” yaratmış olmasıdır. Bu gerçek, Kürtlerin ulusal demokratik birliğinin oluşmasında engelleyici bir rol oynamaktadır. Bu olumsuz faktör giderilmeden ne Kürtlerin birliği sağlanır, ne de “parça”da “bağımsız” devlet kurulur ve korunur… Yani Kürtler yeni bir ulusal psikolojiyle (ruhi biçimlenme) yaratacakları demokratik ulus konseptini önlerine koymadan “kendi kaderlerini” tayin edemezler ve kendilerini aşamazlar.

Daha önemlisi Kürtler arasında “demokratik birlik” yaratılmadan ne yeni bir “psikolojik birlik” yaratmak, ne de “bağımsız devlet” ya da başka bir yapı oluşturmak mümkündür. Sadece Kürt coğrafyasının bir parçasına dayanan ve o parçada oluşturulmuş Kürt oluşumlarını temel alan yapılar üzerinde yükselen “kazanımlar”a dayanarak kalıcı başarılar elde etmek mümkün mü?

Kürt dili çok sayıda lehçeden oluşmakta. Kürt halkı farklı inançlara ve zengin bir kültüre sahip. Halkın bu özelliğini temel almadan ve onun içeriğine uygun “demokratik” bir yol ve yöntem yaratılmadan Kürtlerin “ulusal demokratik birliğinden” söz etmek olanaksızdır.

Bölge devletleri arasında derin çelişkiler olsa bile -ki vardır- hepsinin tek ortak özelliği Kürt düşmanı olmalarıdır. On yıllardır Kürt halkının haklarını gasp etmede birlikte hareket edildiği için Kürtler özgürlüklerine kavuşamadılar. Bu reel durumu önemsemeyen hiçbir Kürt yapısının başarısı mümkün değildir. KDP’nin tarihi bu duruma ışık tutacak sayısız örneklerle doludur.

Unutulmamalıdır “klasik ulus devletlerin” en önemli görevi “ulusal bir pazar” yaratmaktır. Bu özellik, tarihin belli bir aşamasında “gerekli”, hatta zorunluluk taşıyor ve ulus devlete “ilerici” bir rol veriyordu. Fakat günümüz koşullarında bu özellik kaybedildiği gibi, “ulus devlet” toplumsal sorunların kaynağı oldu ve statükolaştı. O nedenle Kürt coğrafyasının değişik parçalarında Kürtler arasında oluşan farklı “ruhi şekillenmeyi” ulus devlet olma projesi ile gidermek mümkün olmayacaktır.

Sorunu çözecek olan demokratik modernite’dir. Çünkü demokratik modernite bir devlet olmayı içermiyor. En önemlisi de “burjuva için pazar yaratma” işlevi yoktur. O, toplum sorunlarının çözümü için gerekli olan ekonomik komünal alt yapının oluşmasında “ahlaki ve politik” değerlere dayanarak mücadele etmeyi zorunlu kılıyor. Bu ise, ulusal demokratik birlik için gerekli “ruhi biçimlenmenin” de temel taşını oluşturur.

 

Ömer AĞIN-Teletex News24



 

 

 

 

 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: