Teslim Töre yazdı: REFERANDUMDA EVET DE ÇIKSA HAYIR DA ÇIKSA ERDOĞAN KAYBEDECEK, HALKLAR KAZANACAKTIR !

Read Time:5 Minute, 59 Second

IMG_1691


Türkiye’de: Devletin muhtarı, bekçisi, polisi, savcısı, hakimi, kaymakamı, valisi, bakanı, başbakanı, ”tek devletin” başkanı, “tek milletin” tek reisi, “tek bayrağın” tek direği Erdoğan’ı ile bütün bir devlet ricali, devletin otomobili, otobüsü, treni, uçağı gibi bütün ulaşım araçları ile, uyguladıkları korkunç devlet terörü sonucu doldurdukları mapushane, işkence odaları, beyaz, siyah trolleri, yandaş ve havuz medyası, devlet TV ve yayın organları ile dünyada âdilikte misli görülmemiş bir referandum süreci yaşanıyor. Erdoğan, devletin bu devasa gücünü hak, adalet, ahlak, vicdan, merhamet ve etik hiçbir değer tanımadan tek bir emirle seferber ederek, HAYIR diyenlere satırla, pala, tabanca ve bıçakla saldırtarak, afişlerini yırttırarak bir Evet kampanyası yürütüyor. Bu devasa devlet ve yandaş gücü ile Hayırcıların üstüne yürüyor. HAYIRCI olan herkesi “terörist, vatan haini, düşman” ilan ederek yandaşın hedefi haline getiriyor. Bunlarla yetinmiyor. Yandaşlarını yanında tutabilmek, onlara Evet dedirmek için Suriye’nin Cerablus ve El BAB kasabalarını işgal ediyor. Bu şov için onlarca şehit, yüzlerce yaralı veriyor.

Şoven milliyetçilerin oyunu alabilmek için AB’yi “nazi, faşist” ilan ederek sözüm ona onlara kafa tutarak kabadayılık yapıp, Evet oylarını artırmaya çalışıyor. Barzani’nin özerk yönetim bayrağını önce kendisi havalimanında dalgalandırıyor, aynı bayrak Kerkük’te göndere çekilince, acemi tiyatro oyuncusu gibi kameraların önüne çıkıp, ”indirin o bayrağı oradan” diyerek mahalle kabadayılığı yaparak Evet oylarını artırma numarası çekiyor. Yandaşlarını dinin uyuşturucu, morfin etkisi ile uyuttuğundan o kadar emin ki birkaç gün önce milyonların gözü önünde kameralara söylemiş olduğu sözü birkaç gün sonra gayet rahat ve yüzü kızarmadan pişkin bir şekilde inkâr edebiliyor. Milyonların karşısında, kameraların önünde Fethullah Gülen’in ismini zikrederek defalarca: “Aldandım, beni aldattı, Allah’ım ve milletim beni affetsin” dedi. Kısa bir süre sonra: Beni şimdiye kadar hiç kimse aldatmadı, hiç kimseye aldanmadım diyerek kocaman bir yalanı peynir ekmek yer gibi söylüyor. Hamuru: Kurnazlık, yalan, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekarlıkla yoğrulmuş olmasına rağmen kameraların önüne çıkıp o başkalarını yalancılıkla suçlayabiliyor.

Bu belirtmiş olduklarım ve daha belirtemediklerimle birlikte Evet oylarını artırmak, HAYIR oylarını mümkünse sıfırlamak için göstermiş olduğu bütün gayretlere rağmen, referanduma on gün kala yapılan kamuoyu yoklamalarında Evet’le HAYIR oyları arasında bir iki puan fark gözüküyor. Yapılan son kamuoyu yoklamalarına göre sandıktan Evet oyları fazla çıksa çıksa HAYIR oylarından bir iki puan fazla çıkacak. Mevcut kamuoyu yoklamalarına göre aynı şey HAYIR oyları için de geçerli. Yani sandıktan HAYIR oyları da çıksa çıksa Evet oylarından bir iki puan fazla çıkacak. Bu oy oranı ne Erdoğan’ı başkan yapmaya ne de başkanlıktan götürmeye yeter. Erdoğan bir iki puan fazla oyla olsa olsa sahte, bir ayağı çukurda bir başkan olur. HAYIR cephesi ise bir iki puan fazla oyla Erdoğan’a ağzının dolusu: “Başkanlığı gözden geçir” diyemez. Dese de zaten Erdoğan da kâle almaz. Bilvesile mevcut durum devam eder. Erdoğan bugün nasıl bir yönetim biçimi uyguluyorsa referandumdan sonra da aynı yönetim biçimini devam ettirecektir. Hakimleri, savcıları, rektörleri, öğretim üyelerini, bakanları, AKP’de milletvekili olacakları Erdoğan atayacaktır.

“Tek devletin” tek başkanı, “tek milletin” tek lideri, “tek bayrağın” tek misyonu olmaya devam edecektir. Değişen tek şey halkın uyanışı, korku duvarını aşması, politik bilincinin artması, propaganda yeteneğini geliştirmiş olması, HAYIR kampanyası süresince HAYIR etrafında sağlamış olduğu birlik ve dayanışmayı, organize bir şekilde yapılandırılması olacaktır. Bu bağlamda halkların kardeşliğinin gelişmesi, HAYIR çalışmaları süresinde Türk ve Kürt halkının yan yana gelmesi ile halkların birbirine güveninin artması, güven bağlarının sağlamlaşması, Erdoğan ve yandaşlarının Kürt Halkı aleyhine yapmış oldukları yalan ve iftiraların Türk Halkı tarafından görülerek aşılması. Aynı şeyi mücadele içerisinde Kürt Halkının da Türk Halkına karşı duyması. Ayrıca Kürt Halkının yaşamış olduğu savaş nedeniyle içine girmiş olduğu durgunluğu kısmen 8 Mart, devamında Newroz ve sonrasında da HAYIR kampanyası ile aşıp, güçlü bir dinamizm kazanması da söz konusu. Kürt dinamizmi Türkiye’nin en güçlü ve diğer dinamikleri tetikleme yeteneği taşıyan tek dinamizmdir. Sadece Türkiye değil, bölgenin de en güçlü, en aktif ve en belirleyici ve de kendi dışındaki dinamikleri de harekete geçirici bir özellik taşıyan bir dinamizmdir Kürt dinamizmi. Aslında Kürt dinamizmi bu kadarla da kalmıyor, evrensel boyutlu bir doku ve denge işlevi de görmeye başladı.

Erdoğan ve devletinin gözleri Kürt düşmanlığı ile körelmiş. O nedenle de gözleri Kürt dinamizminin dünya çapında kendine nasıl bir yer edindiğini, dünya konjonktürünü belirleyen, dünyaya yön veren, dünyanın süper güçleri ve etkin aktörleri ile nasıl ilişkiler geliştirdiği, nasıl partnerlik bağları kurduğunu göremiyor. Sözünü etmiş olduğum bağlar sadece devlet nezdinde geliştirilmiş olan bağlar değil. Kürt Halkının dünya süper güçlerinin ve AB gibi dünyanın etkin aktörleri devletlerinin halkları ile de geliştirilmiş bağlardır da. Erdoğan, Evet oylarını çoğaltmak için AB ile diplomatik çerçevede ilişki geliştirmek yerine efelenip, hort zortçuluk ederken Kürt Halkı Avrupa’nın bütün ülkelerinde, söz konusu ülkelerin halkları ile enternasyonal dayanışma içinde Erdoğan ve devletine karşı HAYIR propagandası yürüttü. Bu mücadele sürecinde AB sivil toplum örgütleri ile ilişkilerini gerçek bir enternasyonal temelde derinlemesine ve alabildiğine geliştirdi. Edebiyat, kültür, sanat, felsefe, ideolojik, politik, organik vb. boyutlarda tutarlı ve dayanıklı ilişkiler sağlandı. Özellikle de “özgür kadın” ya da kadının özgürleşmesi konusunda AB kadın hareketleri, Rojava kadın hareketine büyük bir hayranlık duyuyorlar.

K. Kürdistan zaten Rojava Devrimi’nden, Rojava Devrimi’nin bölgedeki kazanımlarından, yaratmış olduğu uluslararası onur ve gururdan büyük enerji alıyordu. Dinamize oluyordu. 8 Mart kadınlar günü, Newroz bayramı ve onlarla aynı süreci paylaşan referandum çalışmaları K. Kürdistan Kürt dinamizmine çok önemli ivme kazandırdı. Kürt dinamizminin Türk dinamizmini de tetikleyeceğine kuşku yoktur. Zaten Türk dinamizmi de 8 Mart kadınlar günü, Kürt Halkı ile katıldıkları Newroz kutlamaları ile belli ölçüde ivmelendi. Birlikte yapmış oldukları referandum çalışmaları boyunca da hem her iki halkın kardeşlik ilişkileri derinleşti, hem de geleceğe bakış itibarı ile sağlam bağlar kuruldu. Bunlar geçici değil kalıcı kazanımlardır. Referandum gelip geçer fakat Türk ve Kürt halkının dünya çapında, bölge ölçeğinde, Türkiye içinde başlamış ve gelişmekte olan bu kazanımları kalıcıdır. O nedenle sandıktan Evet de çıksa, HAYIR da çıksa Erdoğan kaybedecek, Türkiye halkları kazanacaktır. Erdoğan zaten şimdi de başkan, Evet ya da HAYIR da çıksa başkan olmaya devam edecektir. Sandıkta bir iki puan farkla Evet çıkıp Erdoğan kendini başkan ilan etse de hiçbir şey değişmeyecektir.

Zaten adına anayasa dedikleri 18 maddelik kağıt parçası Erdoğan’ın bugünkü yetkilerine yenilerini eklemiyor, sadece bugün var olan ve kullanmakta olduğu yetkilerini yasallaştırıyor. Ama Kürt, Türk halkı ve diğer tüm Türkiye halkları bu referandum boyunca Türkiye’de ve yurt dışında Süryaniler, Ermeniler, Araplar, Ezidiler vb. gibi tüm halklarla kalıcı ilişki ve bağlar oluşturdular. Erdoğan hiçbir etik değer, vicdan ve din, iman tanımadan devletin bütün gücü ile abanmasına rağmen referandum sandıklarından HAYIRIN çok çıkması ihtimali de var. Hem de öyle az bir ihtimal de değil. Bu kuvvetli ihtimali saymasak, Erdoğan’ın çalıp çırpıp Evet çıkarttığını düşünsek bile, oluşmakta olan bu toplumsal dinamizm karşısında Erdoğan ne diktatörlüğünü kurabilir ne de kursa bile uzun süre yaşatabilir. Ülkede, bölgede ve dünyada kendine kalıcı bir destek bulamaz. Zaten şu durumda bile elinde kalmış hiçbir argüman yoktur. AB, ABD, Rusya, Suriye, Irak vb. gibi bugüne kadar pervasızca kullanmış olduğu bütün argümanlarını kaybetti. Referandum için kullanabileceği argümanları kalmadı.

”Fırat Kalkanı bitti ama yenilerini planlıyoruz” diyerek Rojava’ya, Kobane’ye, Şengal’e saldırı planları ve hazırlıkları yaptığı palavrasını yayıyor. Bunlar yapacağı şeyler değil, sadece çaresizliğin feveranlarıdır. Suriye ve Irak yerli ve yabancı dinamikler tarafından denetim altına alınmıştır. Erdoğan’ın saldırıp, işgal edeceği boşluk bir alan yoktur. Belki Rojava’ya, Kobane’ye top atışları, taciz atışları yaparak yandaşa bir selam gönderebilir, ama ya sonrası? Hangi yönteme başvurursa vursun, sandıkta ne çıkarsa çıksın: Erdoğan kaybedecek, halklar kazanacaktır !

Teslim TÖRETeletex News24

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: