DEVLETİN EN KÖTÜSÜ BİLE…

Read Time:3 Minute, 16 Second

 

IMG_1692

Tartışmalar sırasında bir arkadaş aynen şöyle yazmıştı:

 

“Devletin EN KÖTÜSÜ BİLE, devletsizlikten iyidir!”

Bu slogan da “Devletsizlik öldürür!” sloganı gibi Kürt ulusunun bağımsız bir devleti olmasını savunacağım derken HER TÜRLÜ DEVLET EGEMENLİĞİNİ KUTSALLAŞTIRAN, oldukça tehlikeli bir yanlışı ifade ediyor.

Kürt ulusunun devlet sahibi olma hakkını savunmak için FAŞİZM dahil her türlü DİKTATÖRLÜK biçimini savunmak, meşrulaştırmak, kabul edilebilir hale getirmek doğru mudur? Bu bizi nereye götürür?

“DEVLETSİZLİK” kavramının burada tam yerine oturmadığını da belirteyim. Eğer dağ başlarında ya da medeniyetin girmediği Okyanus adalarının birinde kabile hayatı yaşamıyorsanız mutlaka HERHANGİ BİR DEVLETİN ya vatandaşınızdır, ya göçmenidir ya da statüsüz de olsa herhangi DEVLETİN EGEMENLİĞİ ALTINDASINIZDIR. Yani DEVLETSİZLİK söz konusu değildir TEPEMİZDE İLLE BİR DEVLET bulunmaktadır.

Bu nedenle Kemal Kurkut’u da DEVLETSİZLİK değil DEVLET ÖLDÜRDÜ diyorum. Kemal Kurkut, başında herhangi bir DEVLET OLMADIĞI İÇİN DEĞİL, vatandaşı olduğu devlet onun yaşam hakkını DİL, DİN, MEZHEP, ETNİSİTE ve SİYASİ GÖRÜŞ AYRIMI yaparak hiçe saydığı için öldürdü.Tıpkı binlerce başka SİYASİ CİNAYETİ İŞLEDİĞİ GİBİ…

Demek ki asıl sorun ortada bir DEVLETİN OLUP-OLMAMASI değil, DEVLETİN KAREKTERİ sorunudur, NASIL BİR DEVLET olduğu sorunudur. Devlet vatandaşlarını ne kadar temsil ediyor?

Örneğin; TC Devleti “vatandaşlarının” önemli bir kısmını TEMSİL ETMİYOR. Bir TC Gn. Kurmay Bşk’nın dediği gibi bu “SÖZDE VATANDAŞLAR” devletin koruması altında değillerdir, HUKUK onları korumamakta, devlet onlara HİZMET ETMEMEKTEDİR. TC devleti, onların KENDİ DEVLETİ değildir…

Dolayısıyla buradan “TC Devleti KÜRTLERİN devleti değildir”, önermesine varıyoruz. TC Devleti yalnız KÜRTLERİN değil, ERMENİLERİN, RUMLARIN, ASURİ-SÜRYANİLERİN, PONTUSLULARIN, GÖÇMEN HALKLARIN, MELEZ KİMLİKLERİN, çeşitli KÜLTÜR GRUPLARININ DA DEVLETİ DEĞİLDİR…

TC Devleti HRİSTİYANLARIN, ALEVİLERİN, EZİDİLERİN, MUSEVİLERİN, ATEİSTLERİN, Sunni İslam dışındaki çeşitli MEZHEP ve İNANÇ gruplarının da devleti değildir.

TC Devleti SİYASİ GÖRÜŞ ayrımı da yapar; sosyalistlerin, demokratların,  yurtseverlerin de devleti değildir… Artı+ her zaman kendine ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ BİR MUHALEFET grubu da yaratır.

Bu siyasi ÇATIŞMA-PROBLEM nasıl çözülür?

1 – İçinde bulunulan DEVLETİN DEMOKRATİKLEŞTİRİLMESİYLE ve ya tümüyle DEĞİŞTİRİLMESİYLE…

2- Eğer koşulları varsa dışlananların YENİ ve AYRI BİR DEVLET kurmasıyla…

Hem içinde yaşanılan devletin karekterinin değiştirilmesi (ki bu en azından DEMOKRATİK DEVRİM DEMEKTİR) hem de tedrici olarak da olsa DEMOKRATİKLEŞTİRİLMESİ çok zor bir süreçtir. (TC örneğinde nereden nereye ne kadar gelebildiğimiz ortada.)

Ama AYRI, BAĞIMSIZ BİR DEVLET kurmak da bir o kadar zordur.

Zordur ama sorunun çözümü için hiçbir seçeneği, hele BARIŞÇIL VE SİYASİ SEÇENEKLERİ DIŞLAMA LÜKSÜMÜZ YOKTUR.

İşte TAM DA BURADA “DEVLETİN NİTELİĞİ KONUSUNDAKİ DUYARLILIK NEDEN TAYİN EDİCİDİR?” sorusuna geliyoruz..

  • Eğer yeni bir devlet inşa edilecekse bu devlet neden TC’nin KOPYASI OLSUN Kİ? TC devletinde SORUN olarak yaşadığımız olguları, yeniden üretmenin mantığı ne?
  • Yeni bir devlet ihtiyacı tüm ezilen, dışlanan ulus, etnisite, kültür, inanç düşünce ve felsefi inanç grupları için de söz konusudur. “Hayır bu hak sadece Kürtlere aittir, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Aleviler, Hristiyanlar, Ezidiler, vd.. baskı ve ayrımcılık kurbanı başka gruplar bizleri ilgilendirmez,” derseniz veya Kürt toplumu içindeki farklılıkarı yok sayanrak sadece BELİRLİ bir gruba, BELİRLİ BİR ZÜMREYE göre devleti dizayn etmeye çalışırsanız bu da “KÖTÜ” bir devlettir.
  • Eğer yeni devleti kurarken başka halkları, dil; din,inanç gruplarını SÜRMEYE, GÖÇETTİRMEYE, KIRIMDAN GEÇİRMEYE çalışırsanız, yanı ETNİK ARINDIRMA ve SOYKIRIMA yönelirseniz veya KENDİNİZE BENZEMEYE (asimilasyona) zorlarsanız bu da IRKÇI-FAŞİST bir devlet kuruyorsunuz demektir.
  • DEVLET aygıtının onlarca DİKTATORYAL, BASKICI biçimi vardır. FAŞİZM de bunlardan biridir. OLİGARŞİLER, TOTALİTER REJİMLER de böyledir.

O halde “DEVLETİN EN KÖTÜSÜ BİLE..” derken, yukarıda örneklerini saydığım KÖTÜ DEVLETE kendi halkımızı , toplumumuz ve diğerlerini neden ve nasıl LAYIK görebiliyorsunuz diye sormak farz olmaktadır.

İşte size “Devletin en kötülerinden” bir kaç örnek… Hangisini tercih edersiniz? “Olsun da nasıl olursa olsun!”  derken bu yukarıdakilerden hangisini olmasını tercih edersiniz?

Önceki yazımda HER DEVLETİN HALKINI veya KENDİ TOPLUMSAL TABANINI KORUMADIĞINI/KORUYAMAYABİLECEĞİNİ TERSİNE ONUN YIKIMINA, FELAKETİNE DE NEDEN OLABİLECEĞİNE EPEY ÖRNEK VERMİŞTİM.

Şu halde “En kötü devlet bile” diyenler, “devlet olsun da nasıl olursa olsun” diyenler, en iyi ihtimalle kullandıkları kavramların ne anlama geldiğini bilmiyorlar diyeceğim.

Düşünmedikleri, farketmedikleri yanlışları söylemek, göstermek önemlidir diye düşünüyorum.

Yok eğer anlamını bilerek, bu kötülüğü gerçekten isteyerek kullanıyorlarsa bu akımlarla mücedele etmek de BOYUN BORCUDUR derim.

Yine biraz uzattım galiba, affola…

Recep Maraşlı -Teletex News24

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: