GLOBALİZMİN İÇ YAPISAL SORUNLARI VE YIKIM SÜRECİ. / Teslim Töre.

Read Time:6 Minute, 11 Second

Global kapitalizm çok derin bir iç yapısal bunalım yaşıyor. Sermaye sadece sınıf karşıtları ile sorun yaşamaz, yapısı gereği iç sorunlar da yaşar. Çünkü sermaye sadece artı-değer sömürerek büyümez. Kendinden küçük olan sermayeyi yutarak da büyür. Sermayenin çıkarından başka dostu olmadığı için çıkarının dışında kalan her şey onun hedefi ve düşmanıdır. Kimin, neyin fırsatını bulursa onu yer, yutar, işine gelmeyen ne varsa, Marks’ın “gölgesini satamadığı ağacı keser” dediği gibi yapar. Vahşi canavar gibi toplumun kutsal değerleri, sanat, edebiyat, ideoloji, felsefe gibi insana dair ne varsa metalaştırmış, değersizleştirmiştir. Kendisinin yaratmış olduğu ulusal modernizeyi, ulusal pazarı, ulusal sermayeyi, ulusal parayı, ulusal çitleri bizzat kendisi gereksiz hale getirmiştir. Mal mübadelesini M-P-M düzlemine getirerek kapitalist pazara dönüştüren kapitalist sermaye olmuştur. Ulusal savaşlar çıkartarak ulusal çitler oluşturmuş, ulusal para, ulusal sermaye, ulusal pazar, ulusal ağır sanayi yaratmış. Yaratmış olduğu bu faktörlerle büyümüş, ulusal pazar, ulusal çitler içerisine sığamaz hale gelip, ulus ötesinde daha ucuz iş gücü ve pazar ilişkileri gibi olanaklar bulunca, ağır sanayii, bulmuş olduğu yeni pazar alanlarına taşıyarak ulus üstü ya da ötesi bir konum kazanmıştır.
 

Yaratmış olduğu bu ulus ötesine taşınma harekatı ile dünyayı kendi pazar alanı haline getirip, global bir dünya sistemine büyümüştür. Kapitalizm globalleşince bir yanda sömürü trendini dünyada özellikle de taşınmış olduğu ülkelerde bire kırklardan bire yüze çekerken, sanayini taşıdığı ülkede de korkunç bir ırkçılığın doğmasına neden oldu. En büyük sermaye sanayini ulus ötesi, iş gücünün, hammaddenin ucuz, pazar ilişkilerinin daha geniş olduğu ülkelere taşıdı. Taşındığı her ülkede kâr hacmini astronomik rakamlara çıkartırken, sanayini taşıdığı ülkede daha önce hiç olmayan işsizliği yarattı, toplumsal gelir düzeyini düşürdü. Bu soruna maruz kalan ülkelerin toplum kesiminin önemli bir bölümü yabancı düşmanı kesildi. Ama süreç içerisinde sorunun yabancılar değil ulus ötesi ya da ulus üstü bir konuma taşarak ülkenin ağır sanayini daha fazla kâr için başka ülkelere taşıyan sermaye olduğunu tedrici bir şekilde de olsa anlamaya başladılar. Anlamaya başlamakla kalmadılar, bu zeminde organize olarak iktidara tırmanmaya başladılar. Bu gelişmenin en somut örneği ABD’de ortaya çıkıtı. 
 

Her ne kadar siber saldırılarla Rusya müdahalede bulundu dense de, başta Senato olmak üzere ABD kurumlarının Trump’ın başkanlığını onaylaması ile ABD seçmeninin ırkçı, cinsiyetçi, ahlak dışı konuşmalar yapan Trump’ı tercih ettiği ortaya çıkmış oldu. Trump yemin töreninde yapmış olduğu konuşmada önüne önemli üç hedef koydu. Birisi düşman olarak radikal İslam’ı yer yüzünden silme, diğeri ulus ötesine taşınmış olan ABD sanayinin başka ülkeleri zenginleştirdiği fakat ABD’yi fakirleştirdiği nedeni ile yurda dönmeleri için çağrı, dönmeyenlere ürettiği malları ABD’ye sokarken yüzde otuz gümrük getireceği konusu. Üçüncüsü de güvenlikti. Daha çok AB’yi kast ederek ABD’nin başka ülkelerin güvenliğini koruduğu, kendi ülkesinin güvenliğini koruyamadığı, ihmal ettiği konusuydu. Dikkat edilecek olursa dünyanın en büyük ekonomisi ve dünyanın en çok ulus ötesine taşan sermayesinin ana malı, ABD’nin yeni seçilen devlet başkanı Trump’ın önüne koyduğu üç ana hedeften birisi ulus ötesi sermaye konusu olmuştur. Söz konusu olgu: Global kapitalizmin nasıl çok önemli bir sorunla yüz yüze olduğunun açık kanıtıdır.
 

Olup biten her şey global kapitalizmin, kelimenin gerçek anlamı ile tam bir çıkmaz içine girdiğini net olarak göstermektedir. Bu somut olgu gelecekte AB ülkelerinde de Trump gibi sadece ırkçı değil aynı zamanda ulus ötesine taşınmış olan sermayenin de karşısında olacak liderlerin seçilebileceğine işaret etmektedir. Şayet bu işin arkası gelir, Trump gibi liderler sanayii ulus ötesine taşınmış olan ülkelerde de iktidar olurlarsa global kapitalist sistemin sonu ne olacaktır? Bu kapitalizmin kendi iç çelişkisi ne kadar daha derinleşecek ve sistemi nasıl bir ters köşeye yatıracaktır? Bütün bu olmuş ve olacak olanlar sistem için tam bir çıkışsızlıktır. Ulus ötesine taşmış olan ağır sanayinin tekrardan ulusal çitler arasına döndürülmesi olanaksızdır. Kapitalizm canlı bir organizmadır. Her canlı organizma gibi kendi doğası vardır. Eğer ulusal çitler arasına sığabilse, varlığını orada sürdürebilseydi, doğası gereği zaten ulus ötesine sarkmaz ve oraya taşınmazdı. Artık değeri sömürüp, kendinden küçük olanları yutarak büyürken ana vatanına, onun pazarına, ulusal sınırlarına sığmaz hale gelince ya dışarıya taşacak ya da yok olacaktı. Yüz yüze geldiği bu konuda birinciyi tercih etti, yani ulus ötesine taşındı. Canlı bir organizma için bu bir zorunluluktur. Sığmayıp nefessiz kaldığı iç pazarda ya boğulup ölecek ya da ulus ötesi konuma geçecekti. Sermaye kendi dokusuna denk düşeni yaptı. Taşındı. 
Ulus ötesi sermaye açısından şartlar değişmedi. Hala ulus ötesinde kalmak ölüm kalım meselesidir. Geriye dönme şansı hiç ama hiç yoktur. Ulus pazarına sığmaz hale gelirken nasıl ki taşınmasa boğulacaktı; şimdi de geriye, yani ulusal çitler arasına dönünce boğulacaktır. Ulus ötesi piyasada yeterince yer edinmeyen bir kaç şirket geriye dönmeye kalksa da tümü için söz konusu bile olamaz. Tabi ki hemen bir iç savaş çıkartacak değiller. ABD’nin tarihinde bir çok kez görüldüğü gibi, Kennedy suikastı, Watergate olayı vb. gelişmeler olabilir. Böyle gelişmeler olsa bile bu kadar yapısal bir sorun böyle palyatif tedbirlerle çözülemez. Çünkü bu, sistemin yapısal bir sorunudur. Yapısal olmayan tedbirlerle çözülemez. Bir süreliğine Trump’ın belirtmiş olduğu gümrük yolu ile bir uzlaşı sağlansa bile kalıcı bir nitelik taşıyamaz. Taşıyamaz çünkü sermayenin devleti ile sermaye karşı karşıya getirilince başka bir yapısal sorun çıkar ortaya. Kapitalist devlet, kapitalizmin devleti olarak şekillendi. Fakat liberal kapitalizm devleti aşıp, piyasayı bizzat kendisi belirleyerek, piyasa ekonomisini egemen kıldı. Şimdi yeniden devleti piyasayı belirleyen bir konuma çekmeye çalışmak, devletle sermaye arasına çok kalın bir çomak sokmak anlamına gelir.
 

Bu tehlikeli oyunu her yönü ile komik bir kişilik sergileyen Trump oynamaya kalkacak gibi görünüyor. Trump’ın bu oyunu başarı ile oynayacağını hiç sanmıyorum. Deneyebilir, ama sonuç alması fazla kolay olmaz. Çok oy aldığını, halkla birlikte halkın iktidarını kuracağını söylüyor, ama bu söylemin doğruluğuna kapitalizm altında sadece dangalaklar inanırlar. Ya Trump ve Erdoğan gibiler ya da “halk” diyerek halkı, Erdoğan gibi “milletim” diyerek milleti dolandırmak isteyenler söylerler. Kapitalizmde sistem yanlısı “halk” ya da “millet” hem ideolojik hem de maddi olarak sermayenin güdümündedir. Onlara maddi ve manevi olarak yön veren faktör sermayedir, paradır, çıkardır. Ancak sistem karşıtı olan halk gerçek halktır, kendi çıkarının insanıdır, paradan, puldan etkilenmeyen toplum kesimidir. Erdoğan’ın “milleti” de, Trump’ın “halkı” da kıblesini para ile bulur. Para nereye dönerse onlar da oraya dönerler. Kapitalizm altında sistem içi başkalaşımlarda belirleyici olan “halk” ya da “millet” değil sermayedir. ABD’nin en büyük sermayesi ulus pazarında kalan değil, ulus ötesi dünya pazarına taşan sermayedir.
 

Trump’a verecekleri gümrük vergisini Trump’ın “halk” dediği seçmenine verirlerse Trump’ı derhal terk ederler. Tıpkı Erdoğan’ın arpalığı zayıflayınca yandaşlarının Erdoğan’ı terk edecekleri gibi. Çünkü Türkiye’nin gerçek halkı Erdoğan’ın yanında olmadığı gibi ABD’nin gerçek halkı da Trump’ın yanında değil; emek, devrimci, demokrasi güçlerinin yanındadır. Trump’ın dediği “halk”, sisteme karşı olan değil sistemin çekip çevirdiği bir toplum kesimidir. Konuya hangi pencereden ya da bacadan bakılırsa bakılsın kapitalizm yapısal sorunları nedeni ile hem siyasal, hem ekonomik ve hem de toplumsal olarak içinden çıkması son derece zor, çok derin bir bunalım içinde debeleniyor. Benzetmek yerindeyse kapitalizm yapısından kaynaklı ve yapısal olarak tam bir çelişkiler yumağına dönmüş durumda. Söz konusu çelişkinin çözümü kapitalizmin de çözümüne neden olacak kadar büyük bir çelişki niteliği taşıyor. İlk kez emperyalist sermayeye karşı mücadele geri kalmış, sömürülen ülkelerde değil de sömüren sermayenin anamalı ülkelerinde başlamış oldu.
 

Bu mücadele: Gelişmiş ülkelerin halkları ile sömürülen ülkelerin halkları arasında bir enternasyonal dayanışmaya büyürse, dünya devrimi ile global kapitalizmin mezara gömülmesi süreci başlamış olur. Bu sorunu Trump ve onun gibileri çözemezler. Bu sorun ancak anti-kapitalist halk güçlerinin dünya çapında ortak mücadelesi ile halkların devrimci dayanışması sonucu çözülebilir. Sermaye arasında başlamakta olan bu çatışmalı süreç, halklarla sermaye arasındaki çatışmaya büyürse: Gelecek ancak o zaman sermayenin değil insanlığın olur.

Teslim TÖRE-Mezopotamia news 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Yorumunuz için teşekkür ediyoruz en kısa zamanda size cevap verilecektir selamlar .

%d blogcu bunu beğendi: